‘İyi Erkek Yok’ filmi, Afganistan’da erkekliğin toplumsal yapısını sorgularken, ABD ve NATO’nun etkilerini de ele alıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin dış yardım programlarını yöneten ve 1961’de John F. Kennedy tarafından kurulan Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), 1980’lerin başında Afgan okul çocuklarına Sovyetler’e karşı direnişi teşvik eden İslami içerikli ders kitapları sağlamak amacıyla Nebraska-Omaha Üniversitesi ve Afganistan Çalışmaları Merkezi’ne milyonlarca dolar aktardı. Bu kitaplar, Taliban’ın 1996’da iktidara gelmesinin ardından bile eğitim müfredatında yer aldı. Chris Brown, USAID’in Orta Asya Görev Gücü’nde kitap inceleme sorumlusuyken, bu kitapların Sovyetler Birliği’ni eleştiren içeriklerini görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etmişti.
1978-1992 yılları arasında, Afganistan Demokratik Cumhuriyeti dönemi, sosyalist reformlarla doluydu; ancak iç çekişmeler ve Sovyet müdahalesi, 1989’da Sovyetlerin çekilmesine, 1992’de Afganistan İslam Devleti’nin kurulmasına, 2001’de ise ABD’nin işgaline yol açtı. 2021’de ABD’nin çekilmesiyle Taliban tekrar iktidara geldi. Bu tarihsel süreç, Afganistan’ın siyasi ve toplumsal dinamiklerini derinden etkiledi.
Shahrbanoo Sadat, İran’ın Tahran kentinde doğmuş bir Afgan yönetmen olarak, 76. Berlin Film Festivali’nin açılış filmi ve 45. İstanbul Film Festivali’nin özel gösterimlerinden biri olan “İyi Erkek Yok” (No Good Men) adlı filmini 3 Temmuz’da MUBI platformunda izleyiciyle buluşturdu. Sadat, 2001’de ABD işgalinin ardından ailesinin köyüne taşınarak Kabil Üniversitesi’nde Sinema eğitimi aldı ve Kabil’deki Tolo TV’de çalışmaya başladı.
Film, Sadat’ın yazar ve oyuncu Anwar Hashimi ile birlikte geliştirdiği 800 sayfalık yayımlanmamış otobiyografik yazılardan ve kendi yaşamından esinlenerek oluşturulan beş filmlik serinin üçüncüsü. “İyi Erkek Yok”, Kabil TV’de bir kadın programının kameramanı olan Naru ile kanalın dinamik muhabiri Qadrat’ın yollarının kesişmesi etrafında dönüyor. Film, Afganistan’daki erkek egemen toplumda Naru’nun feminist mücadelesini ele alırken, bu mücadeleyi romantik komedi unsurlarıyla harmanlıyor.
Almanya, Fransa, Norveç, Danimarka ve Afganistan ortak yapımı olan film, kadınların sosyal hayatta erkeklerle eşit şartlarda yaşayabileceğini vurgularken, “kötü” erkekliğin toplumsal ve politik bir olgu olarak ortaya çıktığını gösteriyor. Bu yaklaşımı, farklı gerçeklikleri gözler önüne sererek yapıyor ve izleyicilere 1 saat 40 dakika boyunca dikkat çekici bir deneyim sunuyor.
Filmin en dikkat çekici sahnelerinden biri, ABD’den gelen Anita’nın Naru’ya boşanma sürecinde bir vibratör hediye etmesidir. Anita, “özgürlükler ülkesi Amerika”nın bir simgesi olarak cüretkâr giyimiyle dikkat çekiyor. Ancak, filmde ABD’nin Afganistan üzerindeki etkileri ve geçmişteki müdahaleleri hakkında herhangi bir eleştiri yer almaması, izleyiciyi düşündürüyor. Sadat, önceki filmi “The Orphanage”da Sovyet dönemindeki çocukların deneyimlerini eleştirel bir bakış açısıyla aktarmıştı, ancak “İyi Erkek Yok”ta bu eleştiriden kaçınması, ABD’nin Afganistan’daki varlığını romantize eden bir izlenim yaratıyor.
Sonuç olarak, filmde “iyi erkek” kavramı sorgulanırken, “iyi ABD ve NATO” olup olmadığı sorusu daha da önem kazanıyor. Bu bağlamda, izleyicilerin bu soruları düşünmesi gerektiği ortaya çıkıyor.




