Metin And, Türk kültürünün derinliklerine inen çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Unutulmuş ayrıntıları gün yüzüne çıkarıyor.
Metin And ile yaptığım telefon görüşmesi, kahkahalar ve neşeli anekdotlarla dolu. Kendisiyle konuşmak için aradığımda, bir anda aklımdaki soruları unutturacak kadar etkileyici bir hikaye anlatmaya başlıyor. “Bir dakika, sizi aramamın bir sebebi vardı!” diye sesimi yükseltmeye çalışıyorum. Ancak Metin And’ın söyleyecek o kadar çok şeyi var ki, muhtemelen bu konuşmanın sonunda şöyle bir cümleyle karşılaşacağım: “Beni Boğaziçi Üniversitesi’ne davet et, bir illüzyon gösterisi yapayım!”
“Sevgili Metin Bey, siz derin bir bilgiye sahip olan ve toplumumuzda nadir bulunan bir bilim insanısınız. İllüzyon mu? Bu çok basit değil mi?” diye yanıtlıyorum. O ise, “Canım, bırak bunları, bak ne harika şeyler yapıyorum! Kocaman bir gazeteyi yiyebilirim ya da iğneleri yutabilirim. Yeni gösterilerim var, hadi çağır beni!” diyor.
Bu sohbet sadece bu kadarla kalmıyor. Metin Bey, beni duyunca şaşırıyor ve “Aaa Evin İlyasoğlu, ne güzel sesini duymak! Bu sefer Mozart’ın unutulmuş operalarından bir konferans düzenlemeyi düşündüm,” diyor. Ben de ona, “Sevgili Metin Bey, lütfen unutulmuşları anlatmayın, bilinenleri de derleyin, çünkü çocuklar tanınmışları bile bilmiyor!” diyorum. O ise, “Hayır, onları öğrenirler, ben unutulmuşları anlatırım. Harika filmlerim var, mesela ‘Bir Günlük Kral'” diye yanıtlıyor.
Talat Sait Halman’ın Tanımıyla Metin And
Talat Sait Halman, Metin And’ı şöyle tanımlıyor: “Galatasaray’da ilkokulun dördüncü sınıfına girdi, ortaokulu ve liseyi orada yatılı okudu. Fransızca, Almanca ve Latince öğrendi. 1946-50 yılları arasında hukuk fakültesinde okudu ancak bu alanda kendini bulamadı. Kavaklıdere şaraplarında yönetici oldu. 1958-2006 yılları arasında (on tanesi İngilizce olmak üzere) 54 kitap yayımladı. Türk balesinin gelişimi, Türk halk danslarının sahneye uygulanması, Türk gölge oyunlarının yaşatılması ve bir Devlet Kukla Tiyatrosu kurulması konularında yoğun çaba sarf etti.”
Metin And, unutulmuş ve önemsenmemiş ayrıntıları gün yüzüne çıkaran bir dev. Eğer Metin And gibi bir aydın bu ülkeden geçmeseydi, Türk bale tarihini, Sultan Süleyman’dan başlayarak Türk müziğinin Batılılaşma sürecini, Osmanlı’daki sokak satıcılarını ve THY dergisinin her sayısında yakaladığı minyatürlerdeki meslekleri kim inceleyecekti? Bizans tiyatrosunu ya da Türk köylü oyunlarını kim araştıracaktı? Türk kültüründeki oyun kavramını, gölge oyununu kim ele alacaktı?
Kaç gencimize, Metin And kadar sabırlı olun, diye öğüt verebiliriz? Kaç araştırmacımıza, Metin And kadar espri gücünü kaybetmeden işinize yoğunlaşın, diyebiliriz? Onun 1999’da yayımlanan “Sultan Süleyman İmgesi Üstüne Bir Araştırma” adlı eserini duydunuz mu? Acaba Metin And’dan daha çalışkan bir aydınımız var mı? Her bir incelemesi ayrı bir tarihi değer taşıyor. Bir seferinde, yaldızlı ve görkemli fotoğraflarla donatılmamış, alçakgönüllü bir kitapçık bulmuştum: “Tiyatro, Bale ve Opera Sahnelerinde Kanuni Süleyman İmgesi”. Giriş kısmında, “Yüzyıllar boyunca Türkeri (Turkuerie)” anlatılıyor. Türkleri veya Doğu yaşamını konu alan yapıtların örnekleri veriliyor. Sonra Kanuni Süleyman imgesine dair bir bölüm var. Burada Kanuni’ye ait tüm oyunlarda ona II. Süleyman olarak hitap ediliyor. Oysa o I. Süleyman’dır, diyor ve bu yanlışın nereden kaynaklandığını tartışıyor. Kitapta Kanuni’yi konu alan operalar ve bale eserleri anlatılıyor. Bu arada librettoda anlatılan öykü, Metin And’ın derin bilgisiyle pekişiyor. Mozart ve Kanuni Süleyman’a özel bir bölüm ayrılmış. Bestecinin Zaide, Saraydan Kız Kaçırma operaları ve Saray Kıskançlıkları başlıklı bale eserleri hep Sultan Süleyman’ın imgesiyle yazılmış. Bir başka bölüm ise Fransız oyun yazarlarına ayrılmış. Viyana Kuşatması, Rodos Kuşatması, Barbaros Hayrettin Paşa ve birçok Osmanlı karakterini içeren tiyatro eserlerine örnekler veriyor.
Teknoloji ile Uyuşmazlık
Günler geçiyor, Metin And evden çıkmıyor. Bilgisayar kullanmıyor, cep telefonu yok. Evdeki telefonu nasıl açtığını anlamakta zorlanıyorum. Her türlü mekanik nesneyle uzlaşmamak için elinden geleni yapıyor. Bu, yaşamını zorlaştırıyor. Kendi alışkanlıkları içinde kalmayı, yeni cihazları öğrenmekle kaybedeceği zamana tercih ediyor. Belki de modernleşen aletler içinde en çok kullanmaya razı olduğu şey fotoğraf makineleri. Eğer bir resminizi çekmişse, mutlaka gönderecektir. Ve çekerken de neden o makineyi kullandığını, hangi sonuçlarından memnun kaldığını anlatıyor. Fotoğrafınız size gelecektir ama ne şekilde geleceği belirsiz. Belki yüzünüze, gerdanınıza, saç tellerinize nazar boncukları kondurmuştur!
Ne zaman bir şey anlatmaya başlasa, soluk almadan dinlemeye çalışıyorum; ister telefonda, ister yüz yüze olsun. Eğer soluk alırsam, zaman kaybedeceğimden ve bir şeyleri kaçıracağımdan korkuyorum. İşte karşınızda bir derya, Metin Bey, eline almış sözü, anlatıyor.




