DEM Parti Eş Genel Başkanları, Türkiye ekonomisinde alarm zilleri çaldığını belirterek TBMM’nin 1 Ekim’i beklemeden olağanüstü toplanmasını istedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, kronik enflasyon, yükselen iflaslar, artan borç yükü, akaryakıt zamları ve Borsa İstanbul’daki gelişmelere ilişkin ortak açıklama yaptı. Eş genel başkanlar, Türkiye ekonomisinde artık yalnızca uyarı işaretlerinin değil, alarm zillerinin de duyulduğunu belirterek TBMM’nin 1 Ekim’i beklemeden olağanüstü toplanmasını istedi.
Açıklamada, enflasyonun toplumsal yaşamı belirsizliğe sürüklediği ve yurttaşların günlük hayatını ağırlaştırdığı ifade edildi. Akaryakıt fiyatlarının litre başına 100 lirayı aşmasına dikkat çeken Hatimoğulları ve Bakırhan, iktidarın milyonlarca yurttaşın yanı sıra esnaf, üretici ve sanayicinin yaşadığı sorunları izlemek yerine somut önlemler alması gerektiğini kaydetti.
Türkiye ekonomisinin tarihinin en uzun “kara kışından” çıkamadığı savunulan açıklamada, borçluluğun rekor seviyelere ulaştığı ve bankaların milyarlarca lira kazanmasına karşın toplumdaki umudun zayıfladığı ileri sürüldü. Faiz ve rant üzerinden elde edilen kazançların emek vermeden gelir sağlama anlayışını yaygınlaştırdığı belirtilerek, bu durumun kurumları yıprattığı ve toplumsal çürümeyi derinleştirdiği değerlendirmesi yapıldı.
Borsa İstanbul’daki hareketliliğe de değinen DEM Parti yöneticileri, bazı yatırım fonlarının katılımcılarına ödeme yapamaması ve bazı şirketlerle ilgili haberlerin ardından BIST 100 endeksinin yüzde 6’dan fazla gerilediğini, devre kesicinin devreye girdiğini belirtti. Açıklamada, yaşanan düşüşün son yıllardaki en büyük kayıplardan biri olduğu ifade edildi.
Hatimoğulları ve Bakırhan, gelişmelerin ardından denetleyici kurumların sorumluluğunu gündeme taşıdı. Eş genel başkanlar, söz konusu risklerin ne zamandır bilindiğini, denetim kurumlarının ne yaptığını ve yatırımcıların zararının neden büyümesinin önlenemediğini sordu.
Partinin açıklamasında, Borsa İstanbul’daki kayıpların Türkiye ekonomisindeki daha kapsamlı sorunların bir parçası olduğu savunuldu. Krizin bir yönünün doğrudan vurgun iddialarıyla, diğer yönünün ise liyakatten uzaklaşan kurumların denetim zaafı ve ekonominin kötü yönetilmesiyle bağlantılı olduğu belirtildi. FED’in 16 Eylül’deki faiz artışı, yüksek enerji fiyatları, bölgesel savaşların artırdığı küresel belirsizlik, büyüyen borç yükü ve toplumsal umutsuzluğun da ekonomi üzerindeki baskıyı artırdığı kaydedildi.
Hatimoğulları ve Bakırhan, 86 milyon kişinin yararına kararlar alınmasının yalnızca iktidarın değil, TBMM’nin ve tüm siyaset kurumunun acil sorumluluğu olduğunu bildirdi. Yapısal ekonomik sorunların nedenlerinin ortadan kaldırılmasının, parti ayrımı gözetilmeksizin Meclis’in ortak görevi olduğu vurgulandı.
DEM Parti’nin çözüm önerileri arasında küçük üretici ve çiftçilerin kullandığı akaryakıtın sübvanse edilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve kamu kaynaklarının rant yerine emek ile üretime yönlendirilmesi yer aldı. Parti yönetimi ayrıca sermaye piyasalarında sıkı ve tarafsız denetim yapılmasını, faiz ve rant gelirlerine yüksek vergi uygulanmasını, kamu politikalarında liyakatin esas alınmasını ve yurttaşları koruyan tedbirlerin hayata geçirilmesini önerdi.
Açıklamada çiftçilerin, üreticilerin, KOBİ’lerin ve yurttaşların borçlarının faizlerinin silinerek yeniden yapılandırılması, faiz yükünün azaltılması ve vergide adaletin sağlanması da istendi. Yoksulların ve emekçilerin insan onuruna uygun gelir elde etmesini sağlayacak politikaların ortak akılla belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
TBMM’nin kapalı olmasının ekonomik gelişmeler karşısında beklemek için gerekçe oluşturamayacağı belirtilen açıklamada, 1 Ekim’e kadar geçecek her günün krizin topluma yüklediği maliyeti artıracağı savunuldu. DEM Parti Eş Genel Başkanları, Türkiye’nin geleceğinin borsa oyunlarına, faiz gelirlerine ve “kumarhane kapitalizmine” bırakılamayacağını belirterek Meclis’in gerekli önlemleri görüşmek üzere 1 Ekim’den önce olağanüstü toplanması çağrısını yineledi.




