Kadınlarda kemik sağlığı, yalnızca osteoporoz döneminde değil, çocukluktan itibaren önem taşır. Kalsiyum, D vitamini, protein ve hareket belirleyicidir.
Kemiklerimizi çoğu zaman ancak bir kırık yaşandığında, kemik yoğunluğu ölçümünde düşük sonuç alındığında ya da hekim osteoporozdan söz ettiğinde hatırlıyoruz. Oysa kadınlarda kemik sağlığı, yaşamın ilerleyen dönemlerine bırakılmayacak kadar önemli bir konu. Kemiklerin güçlenmesi ve korunması için atılacak adımlar çocukluk, ergenlik ve genç yetişkinlik yıllarına kadar uzanıyor.
Kemik dokusu, yıllar boyunca değişmeden kalan pasif bir yapı değil. Vücut yaşam boyunca eski kemik dokusunu parçalarken yeni kemik dokusu da üretiyor. Genç yaşlarda yapım süreci yıkımdan daha güçlü olduğu için kemik kütlesi artıyor. Çocukluk ve ergenlikte kazanılan bu birikim, ilerleyen yıllarda kemik sağlığı açısından önemli bir güvence oluşturuyor. Kemik yoğunluğu çoğunlukla 20’li yaşların ortalarında en yüksek seviyesine ulaşıyor. Bu dönemden sonra temel hedef, mevcut kemik dokusunu mümkün olduğunca iyi korumak oluyor.
Kemik sağlığını yalnızca süt ve yoğurt tüketimine indirgemek doğru değil. Yeterli protein alımı, kalsiyumdan zengin besinlerin tüketilmesi, D vitamini düzeyi, düzenli fiziksel aktivite ve kas gücü bu sürecin parçaları. Bunun yanı sıra düşük vücut ağırlığı, uzun süre uygulanan çok düşük kalorili diyetler ve sigara kullanımı da yıllar içinde kemik dokusunu olumsuz etkileyebilen faktörler arasında yer alıyor.
Kalsiyum, kemiklerin yapısında temel rol oynayan minerallerden biri. Yetişkin kadınlarda günlük ihtiyaç genel olarak 1.000 miligram civarındayken, 51 yaşından sonra bu miktar yaklaşık 1.200 miligrama çıkıyor. Süt, yoğurt, kefir ve peynirin yanı sıra farklı kalsiyum kaynaklarını düzenli biçimde beslenmeye dahil etmek önem taşıyor. Kalsiyum takviyesi gerekip gerekmediği ise kişinin sağlık durumu ve beslenme düzeni değerlendirilerek hekim tarafından belirlenmeli.
D vitamini de vücudun alınan kalsiyumdan yararlanabilmesi açısından önemli. Ancak yüksek doz takviyeleri doktor önerisi olmadan kullanmak doğru bir yaklaşım değil. D vitamini desteğine ihtiyaç olup olmadığı, kullanılacak doz ve tedavinin süresi kişisel değerlendirme sonucunda belirlenmeli.
Protein alımı da özellikle yaş ilerledikçe daha fazla önem kazanıyor. Çünkü güçlü kaslar, hareket kabiliyetinin korunmasına ve düşme riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Yeterli protein tüketmek, kas kütlesini destekleyerek ileri yaşlarda bağımsızlığın sürdürülmesine katkı sağlıyor. Bu nedenle kemik sağlığı ele alınırken yalnızca kemik dokusuna değil, kas gücüne ve düzenli harekete de odaklanmak gerekiyor.



