Therapy speak, psikolojik kavramları ilişkilerde kullanmayı kolaylaştırsa da yanlış yorumlandığında iletişimi zedeleyebilir. Sağlıklı dengeyi keşfedin.
“Kaçıngan bağlanma stilin var”, “Beni gaslighting yapıyorsun” ya da “Bu benim sınırım” gibi ifadeler artık yalnızca terapi odalarında duyulmuyor. Sosyal medya paylaşımlarından arkadaş sohbetlerine, flört uygulamalarından çiftlerin tartışmalarına kadar psikolojiye ait kavramlar gündelik dilin parçası haline geldi. Ruh sağlığı hakkında daha açık konuşabilmek önemli bir kazanım olsa da bu kelimeler her durumda doğru kullanılmayabiliyor.
Sorun, psikolojik açıklamaların ilişkinin kendisinin önüne geçtiği noktada başlıyor. Partnerin her davranışını bir bağlanma biçimi, geçmiş travma ya da kişilik özelliğiyle açıklamaya çalışmak, onu anlamaktan çok bir vaka gibi değerlendirmeye dönüşebiliyor. Böylece çözülmesi gereken konu geri planda kalırken taraflar birbirinden uzaklaşabiliyor.
Therapy speak ne anlama geliyor?
Therapy speak, terapi ve psikoloji alanında kullanılan kavramların gündelik ilişkilerde yaygınlaşmasını ifade ediyor. “Sınır”, “tetiklenme”, “bağlanma stili” ve “duygusal ulaşılabilirlik” bu dilin sık kullanılan örnekleri arasında yer alıyor. Bu kavramlar doğru bağlamda kullanıldığında kişinin duygusunu tanımlamasına, ihtiyaçlarını ifade etmesine ve tekrarlayan ilişki örüntülerini fark etmesine yardımcı olabilir.
Ancak sosyal medya içerikleriyle öğrenilen bilgilerin klinik bağlamından koparılması önemli bir risk taşıyor. Bir terimin anlamını bilmek, o kavramı başka bir kişiye doğru biçimde uygulamak için yeterli olmayabilir. Bu nedenle sıradan bir anlaşmazlık kolaylıkla “toksik ilişki”, düşüncesizce söylenmiş bir söz “gaslighting” ya da iletişimdeki bir zorluk “duygusal erişilemezlik” olarak etiketlenebiliyor.
İlişki ne zaman analiz sürecine dönüşüyor?
Partneri anlamaya çalışmakla onu sürekli çözümlemek arasında belirgin bir fark bulunuyor. Psikoloji hakkında bilgi sahibi olmak, çatışma anında bu bilgiyi sağlıklı biçimde kullanabilmek anlamına gelmiyor. Bir sorunu teknik terimlerle açıklamak, onu duygusal olarak çözebilecek iletişim becerisine sahip olunduğunu da göstermiyor.
İletişimde sorun çoğu zaman davranış yerine kişiliğin hedef alınmasıyla büyüyor. “Dün konuşurken beni dinlemediğini hissettim” demek, belirli bir deneyimi paylaşırken “Sen zaten kaçıngansın” ifadesi karşı tarafı bir etikete indiriyor. Benzer şekilde, her tartışmayı psikolojik bir bozukluk gibi ele almak da asıl meselenin konuşulmasını güçleştiriyor.
Psikolojik kavramlar tartışmayı kazanmak için kullanılmaya başladığında iletişimde eşitlik de bozuluyor. Terimleri kullanan kişi kendisini ilişkiyi doğru okuyan taraf olarak konumlandırırken partneri analiz edilen ve kendini savunmak zorunda kalan kişiye dönüşebiliyor. “Bu benim sınırım” cümlesi de kişinin kendi davranışını düzenlemek yerine karşı tarafın seçimlerini kontrol etmeye yarayan bir kurala dönüştüğünde anlamını kaybedebiliyor.
Partnerin söylediklerini dinlemek yerine onu teşhis etmeye çalışmak da benzer bir sonuç doğuruyor. “Narsistsin”, “Bu senin travma tepkin” veya “Duygusal olarak ulaşılabilir değilsin” gibi ifadeler, karşılıklı merakı ve açıklığı azaltıyor. İlişkinin her anında gizli bir psikolojik örüntü aramak ise partnerin gerçek ihtiyacını duymayı zorlaştırarak güven duygusunu zedeleyebiliyor.
İlişkilerde sağlıklı denge nasıl kurulabilir?
İlişki dinamikleri hakkında okumak ve psikolojik kavramları öğrenmek elbette değerlidir. Bağlanma biçimleri kişinin kendi tepkilerini anlamasına, sınır kavramı ise ihtiyaçlarını daha açık ifade etmesine yardımcı olabilir. Fakat bu bilgilerin en yapıcı kullanımı, öncelikle kişinin kendisine yönelttiği sorularla başlar.
“Sen böylesin” diye başlayan cümleler suçlayıcı bir etki yaratabilir. Bunun yerine “Ben bu durumda ne hissettim?”, “Bu davranış bende neye yol açtı?” ve “Partnerim bununla ne anlatmak istedi?” soruları daha sağlıklı bir başlangıç sunar. Bir davranışı sosyal medyada görülen bir tanımla eşleştirmeden önce doğrudan açıklama istemek, ardından kendi duygusunu sade biçimde ifade etmek iletişimi güçlendirebilir.
Sonuç olarak Therapy speak, ilişkilerde duyguları adlandırmak ve ihtiyaçları görünür kılmak için yararlı bir araç olabilir. Ancak doğru kelimeleri bilmek, gerçek yakınlığın yerini tutmaz. Bazı durumlarda partneri analiz etmek yerine onu dikkatle dinlemek, yaşanan duyguyu açıkça paylaşmak ve karşı tarafın deneyimine samimi bir merak göstermek çok daha etkili olabilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve uzman tavsiyesi niteliği taşımaz. Tanı ve tedavi için bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır.
Kaynak: time, mindbodygreen




