Merve Dündar’ın ‘Deftere Düşen Sabah Işığı’ sergisi, 28 Nisan – 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında Quick Art Space’te sanatseverlerle buluşuyor.
Merve Dündar’ın solo sergisi olan ‘Deftere Düşen Sabah Işığı’, Nergis Abıyeva’nın küratörlüğünde, 28 Nisan – 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında Quick Art Space’te sanatseverlerle buluşacak. Quick Art Space’in Yönetim Kurulu Başkanı Mine Erdemoğlu ve serginin küratörü Nergis Abıyeva ile bu sergi ve kurumun misyonu üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.
Mine Erdemoğlu, Quick Art Space’in kuruluş amacının, Türkiye’deki değerli sanatçıların eserlerinin görünürlüğünü artırmak ve izleyicilerle daha güçlü bağlar kurmak olduğunu belirtti. Sanatın, yalnızca sergilenen bir alan değil, düşünce üretiminin ve toplumsal gelişimin önemli bir parçası olduğuna inandıklarını ifade eden Erdemoğlu, Quick Art Space’in 2023 yılında Maher Holding girişimiyle kâr amacı gütmeyen bir sanat kültür platformu olarak kurulduğunu vurguladı. Kurum, sanatçılara destek olmayı ve bağımsız sanat alanlarını güçlendirmeyi hedefliyor.
Erdemoğlu, Türkiye sanat ortamında orta kariyer sanatçılarının desteklenmesinin önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Orta kariyer dönemindeki sanatçıların, birikimlerini derinleştirmiş ve yeni ifade biçimlerini araştıran üreticiler olarak sanat ortamına önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Quick Art Space’in vizyonunun, bu sanatçıların yeni projeler geliştirebileceği bir alan yaratmak olduğunu belirtti.
Quick Art Space’in izleyici geliştirme stratejisi hakkında bilgi veren Erdemoğlu, farklı yaş ve ilgi gruplarından izleyicileri sanatla buluşturmayı hedeflediklerini, izleyicinin aktif bir paydaş olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Uzun vadede, sanatın gündelik yaşamın doğal bir parçası haline gelmesine katkı sağlamayı amaçladıklarını söyledi.
Merve Dündar’ın sergisinin kendileri için büyük bir anlam taşıdığını belirten Abıyeva, sanatçının hayattayken üzerinde çalıştığı bir serginin gerçekleşmesine katkıda bulunmanın büyük bir sorumluluk ve vefa duygusu taşıdığını ifade etti. Sergide yer alan eserlerin çoğunun ilk kez izleyiciyle buluşacağını ve bu durumun sergiyi yalnızca bir anma projesi olmaktan çıkararak yeni okumalar yapılmasına olanak tanıyacağını vurguladı.
Serginin hazırlık süreçlerinin sanatçının sağlığında başladığını belirten Abıyeva, Dündar ile sergi sürecinde birçok kez görüşerek eser seçimi ve mekân yerleşimi üzerine kararlar aldıklarını söyledi. Serginin, sanatçının arzuları doğrultusunda şekillendiğini belirten Abıyeva, Merve Dündar’ın üretim pratiğinin dönüşümlerini sergilemenin önemli olduğunu ifade etti.
Sergide yer alan eserlerin desen, kolaj, asamblaj, resim ve yerleştirme gibi farklı üretim biçimlerini içerdiğini belirten Abıyeva, bu üretimlerin ortak noktasının bir dikkat biçimi olduğunu düşündüğünü ifade etti. Dündar’ın, doğayla kurduğu ilişkiyi gözlemleme ve yeniden ilişkilendirme biçiminin, sergideki eserlerde kendini gösterdiğini söyledi.
Dündar’ın ağaç gövdelerine dair notlarının serginin kavramsal çerçevesinde önemli bir yer tuttuğunu belirten Abıyeva, sanatçının yaralanmış ağaçlar üzerinden kırılganlık ve direnç arasındaki ilişkiyi gördüğünü ifade etti. Ağaçların dönüşüm ve hayatta kalmanın sembolleri olarak sergide yer aldığını söyledi.
Sergide gündelik rutinlerin, yürüyüş, gözlem ve defter tutma pratiği üzerinden görünür olduğunu belirten Abıyeva, bu eylemlerin sanatçının üretimindeki rolünü vurguladı. Dündar’ın pratiğinin, büyük jestlerden ziyade sürekli dikkat ve özen pratiklerinden doğduğunu hatırlattı.
Merve Dündar’ın pratiğini Türkiye çağdaş sanatındaki tartışmalarla ilişkilendiren Abıyeva, serginin sanatçının üretimine dair daha bütüncül bir perspektiften bakılmasına katkı sağlayacağını düşündüğünü ifade etti. Bu serginin, Dündar’ın düşünsel ve duyusal süreçlerine odaklanarak yeni okumalara alan açabileceğini umduğunu belirtti.




