Bilgesu Erenus: Tiyatronun İnsani Değerleri Yücelten Sesi

Bilgesu Erenus, tiyatro sanatını insan onurunu savunma aracı olarak kullanan, güçlü bir yazar ve aktivistti.

Tiyatro, insanı insan yapan değerlere, emeğe ve yaşam sevincine odaklanıyorsa, aynı zamanda daha güzel ve adil bir dünya özlemini de besliyorsa, bu sanat dalı, sahnede gerçek ile sahteyi, yozlaşmış olan ile gerçeği ayırt etmemize yardımcı oluyorsa, o zaman tiyatro, şiddete, haksızlığa ve sömürüye karşı bir başkaldırı aracı olarak öne çıkıyor demektir. İşte arkadaşım Bilgesu Erenus, bu sanatın tüm gereklerini yerine getiren biriydi.

Yalnızca yazdığı oyunlarla değil, yaşam tarzı, sesi, sözleri ve öyküleriyle de tiyatroya önemli katkılarda bulundu. Bilgesu, itirazları, öfkesi ve dayanışmasıyla tanınan bir sanatçıydı.

Arkadaşım Bilgesu

Kısa bir süre önce kaybettiğimiz Bilgesu Erenus, sadece yetenekli bir yazar değil, aynı zamanda “sanatı halkın vicdanı, direnişi ve umudu olarak gören bir aydın” olarak tanımlanıyordu. Tiyatrosunu hayatla iç içe inşa etmişti. Onu tanıdığımda, Müştak Erenus’un eşi olarak biliniyordu. Toplumcu gerçekçi şair Müştak Erenus, önce ailemin dostu, sonra benim arkadaşım ve nikâh şahidim olmuştu.

Bilgesu genç, güzel ve etkileyici bir sese sahipti. Sahnede savunduğu değerleri sokakta da unutmuyordu. Emeği savunuyorsa emekçilerin yanında yer alır, grevlerde gözcülük yapardı. Savaş zamanlarında barışın sesini yükseltir, haksızlıklara karşı dururdu.

O günleri unutmam mümkün değil; AKM’nin önünde sanatı savunmak için toplandığımız, Taksim Meydanı’nda STK’larla yürüdüğümüz, Mısır konsolosluğu önünde kadın dayanışması gösterdiğimiz günler… Bilgesu’nun kendine özgü sesi, her zaman tanınırdı; o ses, meydanı dolduran herkesin sesi olurdu.

(Bir parantez: Müştak ve Bilgesu’nun oğlu müzisyen Ali Erenus ve torunu Buse Erenus, kesinlikle Bilgesu’nun müzik yeteneklerini ve Müştak’tan gelen söz yazarlığı yeteneklerini taşımaktadır.)

Bütün bu nedenlerle, arkadaşım Bilgesu’yu yalnızca “oyun yazarı” olarak tanımlamak bana her zaman yetersiz gelmiştir.

İnsanlık Onuru

Evet, o bir usta oyun yazarıydı. İlk oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu gibi prestijli bir tiyatroda sahnelendi. Bilgesu Erenus’un yazarlığını, insanlık onurunu savunmaya adadığını düşünüyorum.

Oyunları arasında Misafir, Nereye Payidar, Ortak, El Kapısı, İkili Oyun, Halide, Güney’li Bayan ve Kelaynaklar gibi eserler, insanlık onurunu koruma çabasıyla doluydu. Rutkay Aziz’in AST’si, Genco Erkal’ın Dostlar Tiyatrosu ve Ankara Devlet Tiyatrosu gibi sahnelerde eserleri sergilendi.

İnsan insana ne yapıyor? Güç, insanı neye dönüştürüyor? Ezenle ezilen arasındaki ilişki nasıl şekilleniyor? Ve insan, tüm baskılara rağmen onurunu nasıl koruyor? Bilgesu’nun sesi, konuşurken ve şarkı söylerken insanın içine işleyerek barışı, sevgiyi ve hak arayışını dile getiriyordu.

O, “sahicilik” kelimesiyle en iyi tanımlanabilir. Yanlış bulduğuna karşı çıktı, bedelini ödedi. Susmanın kolay olduğu zamanlarda konuştu, görmezden gelmenin rahat olduğu anlarda gördü ve hatırlattı. Bugün, onun mirası olan bu tavrı da alıyoruz. Çünkü ülkemizin, Bilgesu Erenus gibi insanlara en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerden geçiyoruz. Gücün haklılık olarak görüldüğü, itirazın suç sayıldığı, şiddetin sıradanlaştığı bir dönemdeyiz.

Bilgesu’nun sesi hâlâ kulağımda: “İtiraz et. Boyun eğme. İnsandan, barıştan, haktan, hukuktan, emekten yana ol.”

Güle güle Bilgesu. Perde kapanmadı. Senin itirazın, senin kavgan, senin sesin devam ediyor ve devam edecek.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu