Sur Balık Cihangir, yeni adresinde daha sıcak atmosferi, yenilenen servisi, deniz ürünleri ve panoramik İstanbul manzarasıyla konuklarını ağırlıyor.
Balık restoranı denildiğinde uzun yıllardır ilk tercihlerimden biri Arnavutköy oluyor. Denize yakınlığın verdiği hissin bunda payı büyük olabilir; gerçi hayatımda yediğim en iyi balıklardan birini Ankara’da, Çankaya’daki Sur Balık şubesinde tattığımı da belirtmeliyim.
Türkiye’nin ilk zincir balık restoranı olarak 18 yılı geride bırakan Sur Balık’ın Arnavutköy şubesine yıllardır giderim. Cihangir’deki eski adresi Villa Zurich Hotel’de bulunan restoranla ilk karşılaşmam ise beklentilerimi karşılamamıştı. Mekâna mutfağın kapanmasına yalnızca yarım saat kala ve rezervasyonsuz gitmiş, doğal olarak tadılabilecek seçeneklerin çoğunu kaçırmıştım.
Sonraki dönemde de özlediğim Cihangir havasını Sur Balık’ta bulamadım. Bu durum yaklaşık bir ay öncesine kadar sürdü. Yaklaşık dört ay önce taşınan Sur Balık Cihangir, aynı cadde üzerinde, Symirna’nın hemen yanında bulunan yeni giriş ve teras katında hizmet veriyor.
Yeni mekânda karşılama ve servis anlayışı baştan aşağı değişmiş. Mutfağa ve sunulan ürünlere hâkim, daha ilgili ve güler yüzlü bir ekip görev yapıyor. Teras katı, eski şubeye kıyasla daha küçük olsa da bu durum mekâna daha samimi bir karakter kazandırmış. Alan, kalabalık hissi yaratmadan canlılığını koruyor; modern dekorasyona yerleştirilen saksı bitkileri de atmosfere ferahlık katıyor.
Sur Balık Cihangir’deki en belirgin yeniliklerden biri servis ekibindeki gelişim. Bu değişim, Arnavutköy şubesi bana daha yakın olmasa da neden yıllardır orayı tercih ettiğime dair soru işaretlerini büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.
Menünün öne çıkanları arasında Levrek Mantısı, Tereyağında Jumbo Karides, Avokadolu Karides, Güveçte Karides, Kadayıfa Sarılı Karides, Güveçte Sarımsak, Levrek Pazı Sarma, Lezzet Topu ve Balık Adana Kebap bulunuyor. Mevsimine göre sunulan Kalkan, Kaya Levreği ve Somonun yanı sıra balık çorbaları da sofranın dikkat çeken seçenekleri arasında.
Bodrum’dan gelen kuver zeytin, Çanakkale Ezine peyniri ve zeytinyağı; ekşi mayalı tam buğday ve beyaz ekmekle birlikte servis ediliyor. Rize mısır unuyla hazırlanan mısır ekmeği ve spesiyal domates salatası da bu başlangıçlara eşlik ediyor. Fava, sarma, levrek marin, mantar, pilaki ve börülce gibi klasik mezeler kalitesini korurken, menüye yeni eklenen şalgamlı mezeyi de denemek gerekiyor.
Yemeğin sonunda ise restoranın vazgeçilmezlerinden çikolatalı sufle geliyor.
Sur Balık’ın yedi restoranından biri olan Cihangir şubesi, terasından İstanbul’un geniş bir panoramasını sunuyor. Tarihi Yarımada, Kız Kulesi, Adalar, Haliç ve Galata Kulesi manzaraya dâhil oluyor. Mekâna gitmeyi planlayanların rezervasyonsuz gitmemesi öneriliyor.
Konaklama ve yeme-içme sektörlerinde faaliyet gösteren Dorak Holding bünyesindeki Sur Balık’ın yanı sıra Crowne Plaza Istanbul Old City, Hagia Sofia Mansions Curio Collection by Hilton, Kapadokya’daki Sacred House Hotel, Le Bleu Hotel & Resort, Uçhisar Kaya Otel, Göreme Kaya Otel, DoubleTree by Hilton Avanos ve Ramada by Wyndham Hotel Cappadocia da yer alıyor.
Adres: Kılıçali Paşa, Akarsu Yokuşu Sokak No: 33, Kat 5-6, 34425 Beyoğlu/İstanbul
Lüks restoranların tercihi Afya zeytinyağı
Yazının bir diğer konuğu, Afya Zeytinyağı’nın sahibi Fevziye Sürmeli. Cesur ve kararlı bir girişimci olarak markasını büyütmek, özellikle de ihracat çalışmalarını geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.
Üçüncü kuşak bir ailenin Trilye ve Gemlik türü zeytinlerinden üretilen Afya, hasat sonrasında bekletilmeden soğuk sıkım yöntemiyle hazırlanıyor. Üründe taze çimen, badem ve meyvemsi notalar öne çıkıyor. Ege kökenli bu zeytinlerin Akdeniz’de yetişmesi ise zeytinyağına kendine özgü bir tat kazandırıyor.
Soğuk sıkım yöntemi, zeytinin doğal aromasının ve lezzetinin korunmasına yardımcı oluyor. Meyvemsi karakteri özellikle soğuk yemeklerde belirginleşirken sıcak yemeklerle de uyum sağlıyor. Afya’nın asitlik derecesi en fazla 0,8 olarak belirtiliyor.
Fevziye Sürmeli’nin zeytinle ilişkisi aile geçmişine dayanıyor. Bir dönem başkasına satılan zeytinlikler, babasının isteğiyle yıllar sonra yeniden aileye kazandırılmış. Babası ağaçlarla yakından ilgilenmiş, hasat edilen zeytinleri de yakınlarıyla paylaşmış.
Aile dostu bir doktorun bu zeytinleri ve zeytinyağını tattıktan sonra ürünün yalnızca eşe dosta ikram edilmemesi gerektiğini söylemesi, markanın ortaya çıkışında etkili olmuş. Fevziye Sürmeli de babasının özenle yetiştirdiği zeytinlere, adeta aileden biri gibi gördüğü bu ürüne Afya adını vermiş.
Afrika kökenli Afya adı, sağlık ve yaşam anlamına geliyor. Bugün Türkiye’nin seçkin restoranlarının tercih ettiği zeytinyağları arasında gösterilen marka, şu an yalnızca duty free mağazalarında satılıyor; marketlerde bulunmuyor. Daha önce bir kutlamada, öğle ya da akşam yemeğinde veya salatada tadılan lezzetlerin arkasında Afya ve Fevziye Sürmeli’nin emeği bulunuyor.




