Devlet Tiyatroları’ndaki sanat emekçileri, kalıcı istihdam taleplerinin 12. yargı paketine dahil edilmemesinden dolayı güvencesiz kalmaya devam ediyor.
Devlet Tiyatroları bünyesinde, turnelerden büyük prodüksiyonlara kadar çeşitli görevleri üstlenen yüzlerce sanat emekçisi, uzun süredir bekledikleri 12. yargı paketinin yasalaşmasının ardından hayal kırıklığına uğradı. Kalıcı istihdam talepleri, yani 4/B statüsünde çalışma talebi, bu pakete dahil edilmedi. Sanatçılar, Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin emsal kararına ve muhalefetin son dönemdeki soru önergelerine rağmen bir kez daha güvencesiz bir çalışma ortamında bırakıldıklarını ifade ediyor.
Sanatçılar, siyasi partiler ve milletvekilleri aracılığıyla 657 Sayılı Kanun’un Ek-8 maddesi kapsamındaki “bir yıldan az süreli” güvencesiz çalışma sisteminin sona ermesini talep ediyor. Mevcut sistemin getirdiği güvencesizliği dile getiren sanatçılar, sözleşmelerinin altı aylık periyotlarla düzenlendiğini ve bu sözleşmelerin yenilenmesinin tamamen idarenin takdirine bırakıldığını vurguluyor. Bu durum, kesintisiz bir çalışma olsa bile hukuki olarak istihdam güvencesi sağlamıyor. Kamu hizmeti sunmalarına rağmen, düzenli bir çalışma sistemi ve temel geçim güvencesinden yoksun bir şekilde görev yapıyorlar.
Bu süreçte muhalefet milletvekilleri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a birçok soru önergesi sunarak, 2019 ve 2022 yıllarında benzer durumdaki meslektaşlarına tam zamanlı kadro verilmesine rağmen 600’den fazla sanatçının neden dışlandığını Meclis’te defalarca gündeme getirdi. Yasanın bu haliyle “eşit işe eşit güvence” ilkesinin zedelendiği ifade edildi.
Sanat emekçileri, mevcut Ek-8 sisteminin yarattığı ekonomik sıkıntıları da dile getirerek, günlük ücretlerinin 1480 TL olduğunu ancak bu rakamın yanıltıcı bir güvence sunduğunu belirtiyor. Sistemin gereği olarak yalnızca prova, temsil veya etkinlik günlerinde ödeme yapılması, sanatçıları gelir adaletsizliği ile karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, sanatçıların geçim kaygısını artırıyor ve gelecekle ilgili endişelere yol açıyor.
Haftanın beş günü, günde çift temsil ve yoğun turne programları ile çalışan bu büyük yapının yükünü, kadrolu sanatçıların artan yaş ortalaması nedeniyle tek başlarına taşımaları imkânsız hale geliyor. Güvencesiz sanatçılar, ek işlere yönelmek zorunda kalıyor. Yaz aylarında oyunların sahnelenmediği dönemlerde hiçbir geliri ve sosyal güvencesi olmayan sanatçılar, geçimlerini sağlamak için kafelerde veya pazarlarda çalışmak zorunda kalıyor.
Sanat emekçileri, mesleklerini icra ederken karşılaştıkları zorlukları ve geçim kaygılarını dile getirirken, bir sanatçının fiziksel sağlığını korumasının önemine de vurgu yapıyor. Bir sanatçı, geçim kaygısıyla dışarıda çalışmanın getirdiği riskleri ve bu durumun mesleki sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini aktarıyor. Ailevi destek sağlamak zorunda kalan sanatçılar, düzenli bir gelir elde edemedikleri için hayal ettikleri yaşam standartlarına ulaşamıyor.
Yargı paketinin sonuçsuz kalması, sanat emekçileri için büyük bir hayal kırıklığı yaratırken, bu sorunların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından idari bir tasarrufla çözülmesi bekleniyor. Sanatçılar, geri adım atmaya niyetli olmadıklarını ve taleplerinin karşılanmasını umuyorlar.




