Reporting Matters Türkiye 2025 raporu, sürdürülebilirlik raporlarında dış güvence oranı, doğa ve biyoçeşitlilik başlıklarındaki artışı ortaya koydu.
SKD Türkiye tarafından PwC Türkiye iş birliğiyle hazırlanan Reporting Matters Türkiye 2025 raporu, Türkiye’de şirketlerin sürdürülebilirlik raporlamasında daha olgun bir döneme geçtiğini gösterdi. 84 şirketin 2024 raporlama dönemine ait sürdürülebilirlik, entegre ve entegre faaliyet raporlarının incelendiği çalışmada, genel raporlama performansı yüzde 70 seviyesine ulaştı.
Raporun en dikkat çekici sonucu, sürdürülebilirlik raporlarına bağımsız güvence sağlayan şirketlerin oranındaki artış oldu. Dış güvence oranı bir yıl içinde yüzde 48’den yüzde 71’e yükseldi. TSRS kapsamında raporlama yapan şirketlerin, bu uygulamayı gerçekleştirmeyenlere göre daha belirgin ve yaygın bir gelişim kaydettiği belirtildi.
TSRS ile raporlama yaklaşımı değişiyor
“Dönüşümü İçselleştirmek, Etkiyi Büyütmek – Sürdürülebilirlik Raporlamasını Stratejik Bir Araca Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen etkinlikte raporun bulguları kamu, iş dünyası ve uluslararası paydaşlarla paylaşıldı. Açılış konuşmalarını SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkan Yardımcısı Murat Yünlü yaptı.
Ediz Günsel, TSRS’nin ilk uygulama yılında şirketlerin sürdürülebilirlik verilerini iş modelleri, operasyonlar ve yönetim süreçleriyle daha sistematik biçimde ilişkilendirmeye başladığını ifade etti. Günsel, önümüzdeki dönemde önceliğin daha fazla veri açıklamaktan çok, güvenilir bilgiyi karar alma süreçlerinde etkin kullanmak ve raporlamanın stratejik değerini artırmak olması gerektiğini vurguladı.
Murat Yünlü ise Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ile sürdürülebilirlik açıklamalarının finansal raporlamayla aynı disiplin zemini üzerine taşındığını belirtti. Dış güvence oranındaki yükselişin piyasa disiplini ve şeffaflık açısından önemli olduğunu söyleyen Yünlü, güvence çalışmalarında raporlama sınırlarının netleştirilmesi, finansal tablolarla entegrasyonun güçlendirilmesi ve kanıta dayalı mesleki muhakemenin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Yünlü ayrıca, yayımlanması planlanan Sürdürülebilirlik Güvence Denetimi Standardı SGDS 5000 ile sürdürülebilirlik raporlamasının yalnızca bir uyum yükümlülüğü olmaktan çıkarılarak sermayeye erişimde güveni destekleyen stratejik bir araca dönüştürülmesinin hedeflendiğini aktardı.
Doğa ve biyoçeşitlilik raporlamada öne çıkıyor
Çalışmaya göre doğa ve biyoçeşitlilik konularına raporlarında doğrudan yer veren şirketlerin oranı yüzde 64’ten yüzde 83’e çıktı. Ancak bu başlıkları TNFD, GRI 101 Biyoçeşitlilik veya ESRS E4 gibi çerçevelerle sistematik biçimde ilişkilendiren şirketlerin oranı yüzde 50’de kaldı. Bu durum, şirketlerin doğa üzerindeki etkilerini ölçme, hedef belirleme ve yönetme çalışmalarını daha da geliştirmesi gerektiğine işaret etti.
Raporlama gündemindeki bir diğer önemli değişim, çifte önemlilik yaklaşımının yaygınlaşması oldu. Sürdürülebilirlik konularının şirket üzerindeki etkisiyle şirket faaliyetlerinin çevre ve toplum üzerindeki etkisini birlikte değerlendiren bu yaklaşımın uygulanma oranı üç yıl içinde yüzde 15’ten yüzde 60’a yükseldi. Yönetim kurullarının sürdürülebilirlik sorumluluklarını açıkça tanımlayan raporların oranında da artış görüldü.
Buna karşın, daha kapsamlı önemlilik analizlerinin sınırlı kalması ve küresel ortalamayla farkın sürmesi, bu alandaki gelişim ihtiyacının devam ettiğini ortaya koydu.
Veri yönetişimi ve yapay zekâ gündemde
Etkinlik kapsamındaki panellerde, sürdürülebilirlik verilerinin şirketlerin karar alma süreçlerindeki rolü de ele alındı. Sürdürülebilirliğin pazarlama, satış, finans ve risk yönetimi gibi farklı birimlerin ortak gündemine girmesiyle raporlamanın yalnızca bir iletişim faaliyeti olmaktan çıkarak stratejik yönetimin parçası haline geldiği belirtildi.
Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, veri yönetişimi, güvence çalışmaları, geleceğe yönelik senaryo analizleri ve değer zinciri verilerinin daha fazla önem kazanacağı ifade edildi. Özellikle tedarikçi emisyonlarının Kapsam 3 risklerinin yönetimindeki rolünün büyüyeceği, iklim hedefleriyle operasyonel verimlilik ve yatırım kararları arasındaki bağın daha yakından inceleneceği kaydedildi.
Panellerde ayrıca yapay zekâ araçlarının hem raporlama verilerinin hazırlanmasında hem de yayımlanan raporların paydaşlar tarafından analiz edilmesinde daha fazla kullanılmasının beklendiği aktarıldı.
Reporting Matters Türkiye 2025 sonuçlarına göre şirketler; raporların erişilebilirliği, raporlama kapsamının açıklığı, sürdürülebilirlik başlıklarının değer zinciri boyunca ele alınması ve öncelikli konularla uyum bakımından güçlü bir performans sergiledi. Gelişimin sürdüğü alanlar ise önceliklerin belirlenme süreçleri ile bu önceliklerin ölçülebilir ve zamana bağlı hedeflere dönüştürülmesi oldu.




