Seyyah, yeni albümü ‘Uçan da Kuşlara’ ile geleneksel müziği modern bir yorumla dinleyicilere sunuyor.
2017 yılında Strasbourg’da kurulan ve 2019’dan itibaren İstanbul merkezli çalışmalarına devam eden Seyyah, çok dilli repertuvarı ve kolektif üretim anlayışıyla geleneksel ezgileri modern ses mühendisliği ile yeniden yorumluyor. İlk albümleri “Tuz” ile dinleyicilerin beğenisine sunulan grup, Türkçe, Yunanca, Ermenice, Boşnakça, Makedonca ve Kürtçe halk müziklerini harmanlayarak bu toprakların müzikal mirasını yaşatıyor. Seyyah’ın vokalisti Ceren Kaçar, gruptaki diğer müzisyenlerle birlikte bu müziği daha çağdaş bir biçimde dinleyicilere ulaştırmayı hedefliyor.
Ceren Kaçar’a klarnette Mehmet Ali Orman, gitarda Güneş Demir, bas gitarda Ali Baran Özcan, kemanda Gabriel Meidinger, akordeonda Sercan Pamuk, kontrabasta Oğuz Alp Erdoğmuş, perküsyonda Kerem Can Aslan, üflemeli ve telli geleneksel çalgılarda Ozan Demir, çelloda Toby Khun ve udda Pour Mozaffar eşlik ediyor. Bu müzisyenler, vokal performanslarıyla da gruba katkı sağlıyor.
Seyyah, geleneksel müziklere olan tutkusuyla bir araya gelen müzisyenlerden oluşuyor. Projenin başlangıcında, repertuvarlara yeni bir yorum getirme arzusu ve kolektif bir yapı oluşturma hedefi öne çıkıyor. 2017’de Strasbourg’da şekillenen grup, 2019’dan itibaren İstanbul’a odaklanarak daha belirgin bir kimlik kazandı. Bugün, İstanbul merkezli yedi müzisyenden oluşan grup, yurt dışında yaşayan iki uluslararası müzisyenle de işbirliği yaparak hem yerel hem de uluslararası bir kimlik sergiliyor.
Grup, geleneksel müzikle olan bağlarını nasıl kurduklarını anlatırken, bu yolculuğun halkların müziklerine olan meraklarıyla başladığını belirtiyor. Zamanla, farklı kültürlerle etkileşim içinde kalarak bu toprakların ezgilerini yeniden yorumlamaya yöneldiklerini ifade ediyorlar. Seyyah, müziklerini “Yeni Anadolu halk müziği” olarak tanımlıyor ve bu terimin, halk müziklerinin modern üsluplarla birleşmesini ifade ettiğini vurguluyor.
Grup, müziklerinin bir tarz denemesi olmadığını, uzun süreli bir birlikte çalma ve yaşama sürecinin sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Şarkılar, hızlıca yazılıp kenara bırakılmıyor; aksine, derinlemesine çalışarak ve farklı versiyonlar deneyerek şekillendiriliyor. Bu süreç, müziğe daha katmanlı bir yapı kazandırıyor.
Seyyah, yeni albümlerinde Anadolu’nun geleneksel repertuvarlarına odaklanmayı tercih ettiklerini ve bu albümde yeni eserler yaratmaktan ziyade, mevcut eserlerin derinleştirilmesine odaklandıklarını ifade ediyor. “Lö Türkü” adlı parça, hem geleneksel bir türkü yapısına sahip hem de güncel meseleleri ele alıyor. Bu eser, bir araya gelme isteğini vurgularken, müziğin insanları bir araya getiren bir güç olduğunu da hatırlatıyor.
Gelecek projeleri hakkında konuşan grup, diğer bölgelerin türkülerini de dinleyicilere sunmayı planladıklarını belirtiyor. Süreçlerini, aylar öncesinden başlatarak, üzerinde çalışacakları şarkılardan oluşan bir havuz oluşturduklarını ve bu şarkıları birlikte çalarak geliştirdiklerini aktarıyorlar. Seyyah, geleneksel müziğe dair yaratıcı ve kolektif yaklaşımlarını sürdürerek, müzikal yolculuklarına devam etmek istiyor.




