DJ Taner Öztürk: İstanbul Gecelerinden Global Sahnelere

DJ Taner Öztürk, İstanbul gece hayatındaki dönüşümü, düğünlerde değişen beklentileri ve TANER (TR) adıyla global müzik hedeflerini anlattı.

Çubuklu 29’da başlayan ve yaklaşık 20 yıldır devam eden DJ kariyeri, Taner Öztürk’ü İstanbul’un gece hayatından uluslararası organizasyonlara taşıdı. Galatasaray’ın 25. şampiyonluk kutlaması, Aston Villa’nın UEFA Avrupa Ligi zafer gecesi, Roma’daki bir düğün ve Barselona’daki gala daveti, bu kariyerin öne çıkan durakları arasında yer alıyor.

DJ Taner Öztürk’e göre başarılı bir performans, yalnızca sevilen şarkıları art arda çalmaktan ibaret değil. DJ’in önce karşısındaki kitleyi tanıması, insanların müzikle kurduğu bağı anlaması ve gecenin akışını anlık tepkilere göre şekillendirmesi gerekiyor. Öztürk, şimdi bu deneyimi kendi prodüksiyonlarına aktararak TANER (TR) adıyla yeni bir müzikal dönem başlatmaya hazırlanıyor.

İstanbul’da gece hayatı mekân bağlılığından trend kültürüne geçti

Öztürk, DJ’liğe başladığı yıllarda İstanbul’da insanların uzun süre benimsediği ve kendilerini ait hissettiği eğlence mekânlarının bulunduğunu belirtiyor. Yemekle başlayan geceler çoğu zaman aynı mekânda devam ediyor, müşteriler hem işletmeyle hem de oradaki insanlarla kalıcı bir bağ kuruyordu.

Bugün ise bu alışkanlığın büyük ölçüde değiştiğini söyleyen Öztürk’e göre, o dönemin kitlesinin önemli bir bölümü dışarıda eğlenmek yerine iyi bir restoranda yemek yemeyi, evine dönmeyi veya eğlenceyi daha özel ortamlarda yaşamayı tercih ediyor. Yeni kuşakta ise belirli bir mekâna uzun süre bağlı kalmaktan çok, sosyal medyada öne çıkan ve “hype” olarak görülen adreslere yönelme eğilimi dikkat çekiyor.

Bu dönüşümün gece hayatını daha hızlı tüketilen ve trendlerle şekillenen bir yapıya taşıdığını ifade eden Öztürk, DJ kabininden gözlemlediği en büyük değişimin mekân merkezli aidiyetin yerini sosyal medya etkisine bırakması olduğunu söylüyor.

Setin akışını belirleyen unsur kalabalığın tepkisi

Öztürk, sahneye çıkmadan önce gecenin genel çerçevesini zihninde oluşturuyor ancak sabit bir şarkı listesine bağlı kalmıyor. Organizasyon sahiplerinden katılımcıların yaş grupları, geldikleri yerler ve birbirleriyle olan ilişkileri hakkında bilgi alarak müzikal hazırlığını buna göre yapıyor.

Performans başladığında ise asıl belirleyici, karşısındaki kitlenin verdiği tepki oluyor. Önceden planlanan atmosfer oluşmadığında ya da kalabalık başka bir müzik türüne daha güçlü karşılık verdiğinde setin yönünü değiştirmekten çekinmiyor. Öztürk için amaç hazırladığı listeyi eksiksiz uygulamak değil, gecenin enerjisini koruyarak doğru akışı kurmak.

Farklı yaş ve arkadaş gruplarının aynı ortamda bulunduğu organizasyonlarda da ana çizgiyi bozmadan çeşitli dokunuşlarla herkesin kendisini müziğin içinde bulmasını sağlamaya çalışıyor. Ona göre DJ’liğin en önemli becerilerinden biri, kalabalığı doğru okuyabilmek.

Düğünlerde çiftler artık kendi müzikal kimliklerini arıyor

Son yıllarda düğün müziği tercihlerini de kuşak değişiminin etkilediğini belirten Öztürk, mekân, konsept ve mevsim gibi unsurların önemini koruduğunu ancak çiftlerin kişisel zevklerini daha fazla öne çıkardığını ifade ediyor.

Sosyal medyada popüler olan parçalar hâlâ geniş bir kitle tarafından takip edilse de çiftlerin kendi hikâyelerini ve tarzlarını düğünlerine yansıtma isteği güçlenmiş durumda. Öztürk, çiftlerin DJ’in deneyiminden yararlanmak istediğini ancak gecede kendilerine ait bir müzikal kimliğin duyulmasını da beklediğini söylüyor.

Bu nedenle hazırlık sürecinde çiftlerin dinlediği müzikleri ve sevdikleri parçaları anlamaya odaklanan Öztürk, kişisel tercihleri davetlilerin de eğlenebileceği bir akışa dönüştürüyor. Ona göre son yıllarda öne çıkan soru, “Doğru düğün müziği nedir?” yerine “Bizi anlatan müzik nedir?” oldu.

Yurt dışı davetlerinde araştırma ve deneyim birlikte ilerliyor

Roma’daki Bilge–Cengiz Ünder düğünü, Fransa’daki Château du Rocher-Portail daveti ve Barselona’daki One of a Kind gecesi, Öztürk’ü farklı kültürlerden konuklarla buluşturdu. Yurt dışında performans sergilerken bulunduğu şehrin veya ülkenin müziğini geceye dahil etmeyi önemsiyor. Bu müzikler kimi zaman eğlence bölümünde, kimi zaman yemek ya da kokteyl sırasında kullanılıyor.

Roma’daki düğün öncesinde İtalyan parçalarını kokteyl, yemek ve eğlence bölümlerine göre ayrı ayrı araştırdığını anlatan Öztürk, Barselona’daki gala içinse Güney Afrikalı konukları ve farklı ülkelerden gelen yöneticileri dikkate aldı. Gecenin akışında İspanyolca parçalar da dahil olmak üzere farklı coğrafyalardan müziklere yer verdi.

Fransa’daki davette yalnızca Fransızca konuşan konukların da bulunduğunu belirten Öztürk, internet araştırmasının tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Bir parçanın hangi yaş grubunda karşılık bulacağını veya gecenin hangi anında etkili olacağını anlamak için müzik bilgisi ve sahne tecrübesi gerekiyor. Ona göre araştırma DJ’i geceye hazırlar; yıllar içinde oluşan birikim ise doğru parçayı doğru anda kullanmayı sağlar.

Şampiyonluk gecelerinde kitleyi tanımak belirleyici oldu

Galatasaray’ın 25. şampiyonluk kutlamasında stadyumdaki DJ kabininde yer alan Öztürk, tuttuğu takımın zaferini taraftarlarla birlikte kutlamanın kendisi için özel bir deneyim olduğunu belirtiyor. Organizasyonun teknik açıdan en dikkat çekici bölümlerinden biri, 28 futbolcunun yanı sıra yönetim ve teknik ekibin sahaya çıkışlarında her biri için ayrı canlı müzik geçişleri hazırlanmasıydı.

Stadyumdaki kutlamada belirli bir müzik tarzına bağlı kalmak yerine taraftarların birlikte söyleyebileceği ve tribün enerjisini yükseltecek parçaları seçti. Aston Villa’nın UEFA Avrupa Ligi zafer gecesinde ise hazırlığını kulübün tribün kültürünü inceleyerek yaptı. Taraftar videolarını, stadyumda kullanılan şarkıları ve hep birlikte söylenen marşları araştırıp gecenin farklı bölümlerine göre gruplandırdı.

“Hi Ho Silver Lining” parçasının Aston Villa taraftarları için taşıdığı anlamı dikkate alan Öztürk, şarkının uygun bölümlerinde müziği konuklara bırakarak ortak atmosferi güçlendirdi. Futbolcuların ve yöneticilerin isteklerini de gecenin akışına dahil etti. Parti sabah 07.30’a kadar devam etti.

Öztürk, iki organizasyonda da aynı temel yaklaşımla hareket ettiğini söylüyor: Kimin için çaldığını anlamak. Galatasaray taraftar kültürünü içeriden tanırken Aston Villa gecesi için bu kültürü önceden araştırarak öğrenmesi gerekti.

TANER (TR) adıyla prodüksiyon odaklı yeni dönem

Kenan Doğulu ile hazırladığı “Ben Senin Her Şeyinim – Afro Remix”in ardından Dance Code serisini geliştiren Öztürk, bugüne kadar daha çok sevdiği parçaların remix’lerini üretmeyi tercih etti. Bu çalışmalar, hem beğendiği müziklere kendi yorumunu katmasını hem de sahnede kullanabileceği farklı versiyonlar oluşturmasını sağladı.

Yeni dönemde ise remix’lerin yanı sıra kendi orijinal şarkılarını üretmeye odaklanmak istiyor. Dance Code serisini, kendisine daha yakın bulduğu sound’u ortaya koyduğu bir alan olarak tanımlayan Öztürk, burada şekillenen müzikal kimliğin gelecekte yayınlayacağı özgün prodüksiyonlara öncülük etmesini hedefliyor.

TANER (TR) adı da bu yeni dönemin bir parçası olarak ortaya çıktı. Global müzik platformlarında ve uluslararası alanda yaşanabilecek isim karışıklıklarını önlemek amacıyla bu adla devam etme kararı alan Öztürk, DJ kariyerini geride bırakmak yerine onun üzerine daha güçlü bir prodüktör kimliği kurmak istiyor.

Yaklaşık 20 yıllık kariyerinin ardından hedefini dünyanın önemli kulüplerinde, büyük organizasyonlarında ve festivallerinde TANER (TR) kimliğini temsil etmek olarak açıklayan Öztürk, bunu yalnızca DJ performanslarıyla değil, kendi müzikleriyle de gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Sanatçı, kariyerinin bu aşamasını bir sonuçtan çok yeni bir başlangıç olarak değerlendiriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu