Portekizli ayakkabı markaları, 2026 moda haftalarında uluslararası tasarımcılarla geliştirdikleri işbirlikleri sayesinde New York’tan Paris’e öne çıkıyor.
Portekizli ayakkabı markaları, 2026 yılında New York, Paris, Milano ve Londra’daki moda haftalarında uluslararası tasarımcılarla gerçekleştirdikleri işbirlikleriyle daha görünür hale geliyor. Yaklaşık 20 defilede sergilenen bu çalışmalar, Portekiz ayakkabı sektörünün yalnızca üretim kapasitesiyle değil, tasarım, geliştirme ve yenilik alanlarındaki yetkinliğiyle de öne çıkma hedefini ortaya koyuyor.
APICCAPS, söz konusu projelerle “Made in Portugal” ibaresinin sadece üretim kalitesini değil, aynı zamanda yaratıcı ortaklıkları ve ürün geliştirme kabiliyetini de ifade etmesini amaçlıyor. Kuruluşun yaklaşımına göre tasarımcılarla üreticileri bir araya getiren bu model, koleksiyonlara özel ürünlerin geliştirilmesini ve podyumlarda elde edilen görünürlüğün ticari fırsatlara dönüştürülmesini sağlıyor.
New York’ta dört farklı işbirliği
New York Moda Haftası kapsamında en az dört defilede Portekiz üretimi ayakkabılar kullanıldı. Patricio Campillo, ilkbahar-yaz koleksiyonu için Mariano Shoes ile ortaklığını sürdürürken Daniella Kallmeyer, JJ Heitor ile geliştirdiği modelleri tanıttı. Johnson Hartig’in Libertine koleksiyonu Helena Mar imzalı ayakkabılarla podyuma çıktı. Henry Zankov ise Luís Onofre ile hazırladığı işbirliğini ilk kez izleyiciyle buluşturdu.
Henry Zankov ile Luís Onofre arasındaki proje, basit bir defile desteğinin ötesine geçen ortak yaratım süreci olarak öne çıktı. Zankov, kendi markasına ait ilk ayakkabı koleksiyonunu geliştirmek için Luís Onofre’yi tercih etti. 1960’ların estetiğinden ve tasarımcının kişisel anılarından ilham alan koleksiyonda renkli düz sandaletler, yüksek topuklu ayakkabılar ve platform modeller yer aldı. Taraflar, koleksiyon üzerinde çalışmak üzere haziran ayında Porto’da bir araya geldi ve 30 çift ayakkabı yalnızca üç hafta içinde üretildi.
Patricio Campillo ile Mariano Shoes arasındaki ortaklık ise podyumla sınırlı kalmadı. Daha önceki çalışmanın ardından sürdürülen işbirliği, Printemps ve Galeries Lafayette gibi büyük Fransız mağazalarında da yer buldu. Daniella Kallmeyer ve JJ Heitor tarafından geliştirilen modellerden biri de Kaliforniyalı oyuncu ve komedyen Chloe Fineman’ın gardırobuna girdi. Fineman, ayakkabıyı Oscar’larla eş zamanlı düzenlenen Vanity Fair partisinde giydi.
Paris ve Milano’da ticari odak
Paris’te Willy Chavarria’nın koleksiyonunda iki Portekizli şirketin katkısı görüldü. Kadın ayakkabıları Luís Onofre, erkek ayakkabıları ise Mariano Shoes tarafından geliştirildi. Projenin başlangıcından itibaren ticari hedef gözetildi; koleksiyonun seçili mağazalar ve doğrudan tüketiciye satış kanalları üzerinden pazara sunulması planlandı.
Alainpaul ile PC Footwear arasındaki ortaklık da Paris’te dikkat çeken çalışmalar arasında yer aldı. Bu proje, yeni nesil tasarımcıların küçük miktarlarda üretim yapabilen ve yaratıcı fikirleri somut ürünlere dönüştürebilen üreticilere duyduğu ihtiyacı yansıtıyor.
Milano Moda Haftası’nda ise Londra merkezli tasarımcı Saul Nash ile ToWorkFor arasındaki işbirliği öne çıktı. Nash, 2027 ilkbahar-yaz koleksiyonu için teknik ve güvenlik ayakkabılarındaki uzmanlığıyla tanınan Portekizli şirketle birlikte geleneksel tekne ayakkabısını yeniden yorumladı.
Londra, sektörün genç ve geleceğin tasarımcılarıyla bağlarını güçlendirdiği merkezlerden biri olmayı sürdürüyor. APICCAPS, Londra Sanat Üniversitesi bünyesindeki London College of Fashion ile yürüttüğü işbirliğinin ikinci yılını kutluyor.
Üretim kapasitesinden yaratıcı ortaklığa
APICCAPS’a göre Portekiz’de üretilen ayakkabı, ihracata dayalı bir üründen ibaret değil. Uluslararası bir tasarımcıyla geliştirilen, Portekizli bir şirket tarafından üretilen ve Paris, Milano ya da New York’ta sergilenen modeller, yaratıcılık ve yenilikçiliğin ekonomik değerini de görünür kılıyor.
Portekiz, 2025’te yaklaşık 80 milyon çift ayakkabı üretti ve üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını 170’ten fazla ülkeye ihraç etti. Ayakkabı, bileşenler ve deri ürünleri grubunun toplam ihracat değeri yaklaşık 2,23 milyar avroya ulaştı. Bununla birlikte ülkenin üretim ölçeği, küresel ayakkabı üretiminin yaklaşık yüzde 89’unu gerçekleştiren büyük Asya üreticileriyle karşılaştırılabilecek düzeyde değil.
Bu nedenle Portekizli ayakkabı markaları, rekabet stratejisini yüksek hacim veya düşük fiyat yerine esneklik, kalite, teknik uzmanlık, hızlı ürün geliştirme ve küçük adetli üretim üzerine kuruyor. Uluslararası podyumlardaki işbirlikleri de bu yaklaşımın, üretim kabiliyetini yaratıcı tasarımla birleştiren yeni bir sektör modeline dönüştüğünü gösteriyor.




