Müzik ve Işık: Unutulmaz Bir Konser Deneyimi

Musicandle Quartet, ‘Müziğin aydınlığı, ışığın sesi’ konserleriyle dinleyicilere eşsiz bir deneyim sunuyor.

Musicandle Quartet, sahnede Ayşe Birden ve Aycan Küçüközkan’ın keman, Özlem Sevil’in viyola ve Funda Altun’un çello performanslarıyla dinleyicilere eşsiz bir konser deneyimi sunuyor. “Müziğin aydınlığı, ışığın sesi” başlıklı konserlerde, klasik müzikten tangolara ve film müziklerine kadar geniş bir repertuvar sergileniyor. Bu konserler, tarihi mekânlarda, yüzlerce mumun aydınlattığı bir atmosferde gerçekleştiriliyor.

Musicandle Concerts, klasik müziği sadece işitsel bir deneyim olmaktan çıkararak görsel bir şölene dönüştürüyor. Tarihi mekanların benzersiz dokusunda, farklı dönemlerden bestecilerin eserleri Türk müziği ve sevilen melodilerle bir araya getiriliyor. Özlem Sevil ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, bu yaratım sürecinin detaylarını öğrenme fırsatı bulduk.

Sevil, Musicandle Concerts’ın amacının müziği dinlerken zamanın yavaşladığı bir atmosfer yaratmak olduğunu belirtti. Mum ışığının tarih boyunca sanatla kurduğu güçlü bağa vurgu yaparak, bu sıcak ve zamansız hissi sahneye taşıyarak dinleyiciyi günlük yaşamın koşuşturmasından uzaklaştırmayı hedeflediklerini ifade etti. Türkiye’de ilk kez bu konsepti uygularken, yalnızca bir konser sunmanın ötesinde, müziğin duygusal etkisini daha yoğun hissettiren bir atmosfer yaratmayı amaçladıklarını vurguladı.

Repertuvarlarında, Şostakoviç gibi klasik bestecilerin eserlerinin yanı sıra, Türk eserleri, tangolar ve film müzikleri de yer alıyor. Sevil, farklı dönemlerden gelen eserler arasında görünmez ama güçlü bir bağ olduğunu düşündüklerini belirterek, bir Brahms eserinin yanında bir tango ya da film müziği sunmanın dinleyiciyi farklı bir yolculuğa çıkardığını ifade etti. Programlarını hazırlarken klasik müziğin zarafetini korumaya özen gösterdiklerini, aynı zamanda dinleyiciyi şaşırtacak ve farklı duygular arasında geçiş yapmasını sağlayacak bir akış oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Tarihi mekânların müziğin algısını değiştirdiğini dile getiren Sevil, bu alanların sadece sahne değil, aynı zamanda kendi hikâyelerini taşıyan yerler olduğunu belirtti. Bu tür mekanlarda çalmanın, müziğin yankısını ve ışığın mekânla olan ilişkisini derinleştirdiğini, dinleyicilerin de bu deneyimi bir konserden çok daha fazlası olarak hissettiklerini ifade etti.

Her Konser Yeni Bir Deneyim

Konserlerin hazırlanmasında müzik dışındaki unsurların tasarımına da önem verdiklerini belirten Sevil, konserleri bir sahne bütünlüğü içinde düşünmeyi sevdiklerini ifade etti. Müzik merkezde olsa da, ışık, mekânın mimarisi ve sahnedeki atmosferin de deneyimin önemli parçaları olduğunu vurguladı. Mum ışığının güçlü bir görsel unsur yarattığını, bunun üzerine mekânın karakterini ve müziğin akışını düşünerek sahnenin ritmini oluşturduklarını söyledi.

Konuk sanatçılarla işbirliklerinde sahnede oluşan enerjinin önemli olduğunu belirten Sevil, müzikal olarak güçlü ve kendine özgü bir ifade dili olan sanatçılarla bir araya gelmenin değerli olduğunu ifade etti. Bu işbirliklerinin repertuvara yeni renkler kattığını ve her konseri farklı bir deneyime dönüştürdüğünü vurguladı.

Klasik Müziğin Yeni Dinleyicileri

Sevil, Türkiye’de klasik müziğin yeni dinleyicilere ulaşmasının sıkça tartışılan bir konu olduğunu belirterek, Musicandle’ın sunduğu deneyimin farklı bir dinleyici kitlesi yaratma potansiyeline sahip olduğunu düşündüğünü ifade etti. İnsanların klasik müziğe uzak olmadığını, bazen doğru ortamı bulamadıklarını gözlemlediklerini söyledi. Oluşturdukları atmosferin, dinleyicilerin müzikle daha samimi bir ilişki kurmasına yardımcı olduğunu belirten Sevil, konserlerinde klasik müziği ilk kez dinleyen pek çok kişiyle karşılaştıklarını ve bunun kendileri için değerli olduğunu dile getirdi.

Uzun süredir birlikte müzik yapan bir kuartet olarak sahnede kurdukları iletişimin kelimelerin ötesine geçtiğini ifade eden Sevil, bazen küçük bir bakışın bile müziğin akışını belirleyebildiğini vurguladı. Provalarda en çok üzerinde durdukları şeyin eserin ruhunu doğru yakalamak olduğunu belirten Sevil, bazen bir eserin tek bir cümlesi üzerinde uzun süre çalıştıklarını, ancak doğru hissi yakaladıklarında tüm yorgunluğun kaybolduğunu söyledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu