Müziğin Evrensel Gücü ve Birleştirici Rolü

Müzik, farklı kültürleri bir araya getiren evrensel bir güçtür. İstanbul’daki konser örneğiyle müziğin birleştirici etkisi vurgulanıyor.

Azerbaycan’dan Haydar, Moskova’dan Lena, Ukrayna’dan Maria, Tahran’dan Mehran, Gebze’den İnci, Kayseri’den Kübra, Başakşehir’den Tuğba, Ankara’dan Gülsemin ve adını bilmediğimiz binlerce kişi… Hepsinin ortak noktası müzik. Farklı coğrafyalardaki çeşitli kültürler, inançlar ve yaşam tarzları, müzik aracılığıyla bir araya gelebiliyor. Bu durumun en güzel örneği, geçtiğimiz akşam İstanbul’da gerçekleşen Scorpions konserinde gözlemlendi. Beşiktaş Stadyumu’nu dolduran yaklaşık otuz bin müziksever, şarkılara hep bir ağızdan eşlik etti. Özellikle savaş halindeki Rusya ve Ukrayna’nın vatandaşları, “Wind of Change” şarkısını birlikte söylediler. Bu, müziğin birleştirici gücünün en çarpıcı örneklerinden biriydi.

William Shakespeare, “Müzik aşkı besteler” derken, Victor Hugo’nun “Müzik, söylenmesi mümkün olmayan ve görünmeyen şeyleri söyler ve gösterir” sözü, müziğin derin etkisini özetliyor. İşte o gece müzik, bize görünmeyen ve mümkün olmayanları gösterdi.

Müzik, aynı zamanda barışın sesi. Scorpions, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından “Wind of Change” şarkısındaki “I follow the Moskva / Down to Gorky Park” dizelerini, “Now listen to my heart / It says Ukrainia” olarak değiştirdi. Bu, barışa olan duruşlarını simgeliyor.

“Still Loving You” adlı diğer kült şarkı, Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması sürecinde ortaya çıktı. İlk bakışta eski bir sevgilinin yakarışı gibi görünse de, aslında iki Alman halkının birleşme arzusunu ifade ediyordu.

Müziğin birleştirici etkisini gösteren bir diğer unutulmaz konser, Gorbaçov’un Glasnost ve Perestroyka politikalarının sonucunda Sovyetler Birliği’nin son günlerinde gerçekleşti. 28 Eylül 1991’de Moskova’nın yakınlarındaki Tushino Havaalanı’nda düzenlenen konser, bir buçuk milyon Rus’u bir araya getirdi ve Soğuk Savaş döneminin kapanışını simgeledi. Düşman olarak görülen ABD’nin en tanınmış müzik gruplarından Metallica’nın Moskova’da konser vermesi, Sovyetlerdeki değişim isteğinin en somut örneğiydi. Sonuç olarak, Sovyetler 26 Aralık 1991’de 15 bağımsız devlete bölündü ve değişim rüzgarları burada da esti.

Müziğin evrensel gücü, II. Dünya Savaşı’nda da kendini gösterdi. Alman ordusunun 1941’de başlattığı Leningrad Kuşatması sırasında, ünlü Rus besteci Dimitri Şostakoviç, 7 Numaralı Senfoni’yi yani “Leningrad Senfonisi”ni besteledi. Kuşatma altındaki zorlu koşullarda, 27 Aralık 1941’de tamamlanan eser, 5 Mart 1942’de Bolşoy Orkestrası tarafından ilk kez seslendirildi. Bu eser, Sovyetlerin direncini simgeliyor ve halka umut veriyordu. Batı dünyası da bu eseri desteklemek amacıyla kendi vatandaşlarına çaldı.

Müzik, insanlara umut ve destek oldu. Savaş sonrası Şostakoviç, Sovyetlerin Almanya’ya karşı kazandığı zaferi simgeleyen “9 Numaralı Senfoni”yi besteledi.

Son yıllarda, dünya çapında tanınmış sanatçılar Türkiye’ye konser vermek için geri dönmeye başladı. İstanbul’daki konseri izlemek için gelen komşu ülke vatandaşları, Türkiye’nin yabancı sanatçılar için güvenli bir konser alanı haline geldiğini gösteriyor. Türkiye, çevresindeki savaş coğrafyasında bile müziğin birleştirici gücünü hissettiriyor.

Bir Rus turistin, “Böyle bir ülkede yaşadığınız için çok şanslısınız” demesi üzerine düşündüm. Gerçekten şanslı mıyız? Ülkedeki siyasi ve ekonomik zorluklara rağmen, bu tür sanatçıların ülkemize gelmesi sevindirici. Konserlerde gençlerin yoğunluğu, dünya ile buluşma arzusunu yansıtıyor. Bu nedenle müzik, sadece müzik değildir; melodilerden ve sözlerden çok daha fazlasıdır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu