Mistik Bir Kavuşmanın Hikayesi: ‘Bir Gecede Binbir Gece’

Shahzadeh N. İgual’in sahneye koyduğu ‘Bir Gecede Binbir Gece’, Mevlâna ve Şems’in derin bağını keşfetmek için İstanbul’da sanatseverlerle buluşuyor.

İranlı yazar ve sosyolog Shahzadeh N. İgual tarafından sahneye konulan ve Mevlâna Celaleddin-i Rumi ile Şems-i Tebrizi arasındaki derin ilişkiyi ele alan özgün müzikal anlatı, “Bir Gecede Binbir Gece: Bin Şems Bir Celaleddin”, 7 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak. Bu performans, İran’ın UNESCO tarafından tescillenen “nakkallik” geleneğini modern sahne estetiğiyle bir araya getirerek, izleyicileri iki farklı medeniyetin kültürel köprüsü üzerinde edebi bir yolculuğa çıkarıyor.

Shahzadeh N. İgual, Türkçeye çevirdiği Mevlâna eserlerini Türkçe ve Farsça yorumlayarak, bir kavuşma, tanışma, ayrılış ve nihayetinde ölüm temalarını masalsı bir dille sunuyor. Yazarın, “Bin geceden birinde, bin Şems doğmuş bir Celaleddin’in yüreğine” ifadesiyle tanımladığı bu anlatı, Farsça rüyalar gören ancak en güzel sözlerini Türkçe kuran bir yazarın zihninden çıkan bir kültürel köprü niteliği taşıyor.

Yönetmenliğini Helen Şahin’in üstlendiği bu organizasyonda, müzikal ruhu sahneye taşıyan kadroda piyanist Orkun Zafer Özgelen müzik direktörlüğünü yaparken, vokalde Reza Asgari yer alıyor. Geleneksel enstrümanların modern tınılarla harmanlandığı bu performansta, kemançada Çiçek Tebrizi, udda Berkay Bakkal, tombakta Artin Khodaverdi, erbanede Murat Gürgen ve kanunda Onur Cicin gibi isimler sahne alıyor. Mevlâna’nın “Motreba! Aheste vur! Tâ ruh insin bedene” sözüyle şekillenen bu müzikal yapı, anlatının edebi derinliğini ve Şems ile Celaleddin’in dünyasını güçlendiriyor.

Gösteri, Firdevsi’nin Şahname’sinden Hayyam’ın rubailerine, Hafız-ı Şirazi’den Füruğ Ferruhzad’a kadar uzanan geniş bir edebi yelpazeyle başlayarak, zamanla farklı temalar kazanmıştır. 7 Mayıs akşamı sahnelenecek olan “Bin Şems Bir Celaleddin” versiyonu, bu dinamik yapının bir sonucu olarak, Şems ve Mevlâna’nın manevi yolculuğuna odaklanan canlı bir eser olarak öne çıkıyor.

Shahzadeh N. İgual, 1978 yılında Tahran’da doğmuş ve 1991 yılından bu yana Türkiye’de yaşamaktadır. Sosyoloji eğitimi almış olan İgual, Türkçeyi sonradan öğrenmesine rağmen, Türkçe edebi eser veren ilk ve tek yabancı yazar olma unvanına sahiptir. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan İgual’ın, Tahran’ın Kırmızı Sirenleri, Rolls Royce’u Taramışlar Baba, İsfahan’ın Gözyaşları, Son Fayton ve Adı Mercan gibi romanları, hem Türkiye’de hem de İran’da geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Kültürler arası çalışmaları nedeniyle İran tarafından özel bir nişanla ödüllendirilen sanatçı, İstanbul ve Valensiya arasında yaşamaya devam ederek sanatsal üretimlerine devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu