140journos’tan Soma Faciasının 12. Yılına Özel ‘Karabaht’ Filmi

Soma’daki maden faciasının 12. yılında 140journos, ‘Karabaht’ filmiyle kömür madenciliğinin insani bedeline dikkat çekiyor.

14 Mayıs 2026 tarihi, Türkiye’nin en trajik iş kazalarından biri olan Soma maden faciasının üzerinden tam 12 yıl geçti. 301 madencinin hayatını kaybettiği bu olay, ülkenin yakın tarihindeki en büyük can kaybıyla sonuçlanan iş kazası olarak kayıtlara geçti. Bu anlamlı yıldönümünde, 140journos ekibi, hayatını kaybeden madencileri anmak ve kömüre dayalı enerji politikalarının insani bedeline dikkat çekmek amacıyla “Karabaht” isimli bir kısa çizgi filmi izleyiciyle buluşturdu.

Film, “Bahtım Kara” adını taşıyan bir kömür üreticisinden esinlenerek, Soma faciasının ardından bir annenin feryadı olan “432 çocuk baba diye kara toprağa sarılıyor” sözünden yola çıkarak, babası madenci olan bir çocuğun gözünden kömür madenciliğinin ve bölgedeki yaşamın zorluklarını anlatıyor. Karabaht, kömürün bir kader değil, bir seçim olduğunu vurguluyor.

140journos, yedi kişilik bir ekip tarafından bir ayda tamamlanan bu kısa filmle, “Bir ülke, enerjisini insanların canıyla mı ödemek zorunda?” sorusunu izleyicilere yöneltiyor. Beyoğlu’nda düzenlenen ön gösterimde, yapım ekibi, Türkiye’nin elektrik kaynaklarının üçte birinin hala kömüre dayandığını belirterek, Karabaht‘ın yalnızca geçmişi anmakla kalmayıp, geleceğe yönelik bir “adil dönüşüm” çağrısı yaptığını ifade etti. Ekibin açıklamalarında, “Karabaht, hayali bir şehir gibi görünse de Soma’dan Yatağan’a, Amasra’dan Afşin’e kadar Türkiye’nin dört bir yanındaki gerçekliği temsil ediyor. Bir çocuğun dünyasındaki kömür karasını umuda dönüştürecek bir çıkış yolu aradık.” denildi.

Filmin sonunda, Türkiye’nin enerji tablosuna dair dikkat çekici veriler paylaşıldı. İSİG Meclisi verilerine göre, 2013-2025 yılları arasında maden işkolunda 1.267 işçi hayatını kaybetti. Kömürlü termik santrallerin, 1965-2020 yılları arasında yaklaşık 200 bin erken ölüme ve 11 milyon hastane başvurusuna neden olduğu vurgulandı. 2022 verilerine göre, hava kirliliği DSÖ standartlarına indirilebilseydi, 68.440 ölümün önlenebileceği belirtildi.

Ön gösterimde söz alan Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türkay Alpay, “Soma faciasında hayatını kaybedenler de dahil bu sayıların her birinin ardında gerçek insanlar, yaşamlar, geride bıraktıkları hikayeler ve aileler var.” diyerek kömürden çıkışın ekonomik ve çevresel bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Alpay, bu yıl dönümünü yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda kömürden çıkışın ve adil dönüşüm ihtiyacının kamuoyunda tartışılması için bir fırsat olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember’in analizine göre, Türkiye’de elektriğin yaklaşık üçte biri kömürden üretiliyor ve bu üretimin büyük bir kısmı ithal kömürle gerçekleştiriliyor. Türkiye, Avrupa’da elektrik üretiminde kömür kullanan ülkeler arasında öne çıkıyor. 2025 yılı itibarıyla rüzgâr ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı %22’ye ulaşarak, yerli kömürden yapılan üretimi geride bırakacak. ‘Kronik Kömürü İyileştirmek: 2030 Kömürden Çıkışın Türkiye İçin Sağlık Faydaları’ başlıklı çalışmada, Türkiye’nin kömürlü termik santrallerden 2030’a kadar çıkmasının, 102.601 erken ölümü, 114.683 hastaneye yatışı, çocuklarda 419.835 bronşit vakasını ve 27,6 milyon iş günü kaybını önleyebileceği ifade ediliyor.

140journos, Karabaht ile dönüşüm çağrısında bulunarak, “Kömürden çıkış, yalnızca santralleri kapatmak değildir. İşçiyi, ailesini, kenti ve doğayı birlikte düşünen adil bir geçiş planı kurmaktır. Milas örneği, kömür bölgelerinde zeytincilik, arıcılık, turizm, yenilenebilir enerji ve yerel üretim gibi seçeneklerin ancak uzun vadeli, katılımcı ve bütüncül planlamayla gerçek bir geleceğe dönüşebileceğini gösteriyor.” dedi. Yapım ekibi, Karabaht’ın bir masal olmadığını, bu ülkenin kömürle sınanan her yeri temsil ettiğini ve bu hikâyenin sonunun kendiliğinden değişmeyeceğini vurguladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu