Bu hafta, Supergirl ve Serseri filmleri adalet ve intikam temalarını işliyor. Feminist uzay western ve psikolojik dram dikkat çekiyor.
Bu haftanın öne çıkan filmleri arasında, Milly Alcock’un başrolde yer aldığı feminist uzay western türündeki Supergirl: Çelik Kız ile Harris Dickinson’ın ilk yönetmenlik denemesi olan Serseri (Urchin) dikkat çekiyor. Serseri, Cannes Film Festivali’nde Frank Dillane’a en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandıran, evsizlik ve yabancılaşma temalarını işleyen bir yapım.
Yönetmen Craig Gillespie, Bilquis Erely ve Tom King’in Supergirl: Woman of Tomorrow adlı çizgi romanından esinlenerek bu filmi hayata geçirdi. Milly Alcock, Superman’in kuzeni Kara Zor-El rolünü üstleniyor. Ailesi haydutlar tarafından öldürülen genç Kriptonlu Ruthye’nin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Kara, süper köpeği Krypto’nun zehirlenmesi üzerine galaksiler arası bir yolculuğa çıkarak Krem ve çetesini avlamak için harekete geçiyor.
Film, aksiyon, komedi ve dramı ustaca harmanlayarak izleyiciye sunuyor. Kara’nın karakteri, Superman’den oldukça farklı bir arka plana sahip. Krypton gezegeninde büyüyen Kara, ailesinin kaybı nedeniyle sert ve güvensiz bir kişilik geliştirmiştir. Superman ise insanların iyi yönlerini görebilen, umut dolu bir karakterdir. Kara, içindeki travma ve öfkeyle başa çıkmaya çalışırken, izleyiciye daha karmaşık bir karakter sunuyor.
Kadın süper kahramanların erkeklerden daha güçlü olduğu vurgusuyla, film her sahnede Kara’nın duygusal durumunu yansıtıyor. Öfkeliyken aksiyon sahneleri hızlı ve saldırgan, huzurlu olduğunda ise daha akıcı bir anlatım sergiliyor. Yönetmen Gillespie, kadın karakterlerin güçlü bir şekilde öne çıktığı feminist bir aksiyon sunuyor. Supergirl, Mad Max evrenine benzer bir atmosferde, suçun ve yoksulluğun hâkim olduğu bir dünyada geçiyor. Kara, köpeğine panzehiri ulaştırmak için ödül avcısı Lobo ile işbirliği yapıyor.
Film, tipik bir süper kahraman hikayesinden uzak, daha karanlık ve karakter odaklı bir anlatım sunuyor. Milly Alcock ve Jason Momoa’nın performansları dikkat çekiyor. Diğer rollerde ise Eve Ridley, Matthias Schoenaerts ve David Corenswet yer alıyor. Yapım ve makyaj tasarımları da oldukça başarılı.
Diğer bir dikkat çekici yapım ise Harris Dickinson’ın yönetmenliğini üstlendiği Serseri. Evsizlere yardım eden derneklerde gönüllü olarak çalışan Dickinson, bu deneyimlerinden yola çıkarak senaryosunu kaleme aldı. Cannes Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanan Frank Dillane, filmdeki yoğun performansıyla öne çıkıyor. Serseri, kapitalizmin bir ürünü haline gelen Mike’ın yaşam mücadelesini, kolay kurtuluş arayışını ve sefaleti ele alıyor.
Mike, sokaklarda yatan, çaresiz ve marjinal bir karakterdir. Onu destekleyen insanlar olsa da, yaşam mücadelesinde bir türlü tutunamıyor. Dickinson, gerçekliği gözler önüne sererken, anti kahraman Mike’ın hikayesini derinlemesine işliyor. Frank Dillane, Megan Northam ve Harris Dickinson’ın yer aldığı bu yapım, izleyiciye gerçeklik ve şiirselliğin karışımını sunuyor.




