Ahmad Rafi’nin ‘Against Transparency’ sergisi, izleyicileri algının derinliklerine davet ediyor.
Shiva Zahed Gallery, 22 Mayıs ile 5 Temmuz tarihleri arasında sanatçı Ahmad Rafi’nin kişisel sergisi ‘Against Transparency’ye ev sahipliği yapıyor. Bu sergi, son yirmi yılda üretilen eserlerin, sanatçının görünürlük, temsil ve imge konusundaki güncel tartışmalarla olan derin bağını gözler önüne seriyor. Serginin küratörü Shiva Zahed ve sanatçı Ahmad Rafi ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide, serginin içerik ve küratoryal yaklaşımı hakkında detaylı bilgiler edindik.
‘Against Transparency’ sergisi, sanatçının son yirmi yıl içinde ürettiği önemli eserleri bir araya getiriyor. Bu seçki, izleyicilere görünürlük ve temsil konularında düşünmeye yönelik bir davet niteliği taşıyor. Tül, perde ve parçalanmış figürler gibi görsel unsurlar üzerinden kurgulanan sergi, izleyicilere ilk bakışta her şeyi açıklayan bir yaklaşım sunmak yerine, dikkat ve zaman isteyen bir görme pratiğini öneriyor. Ahmad Rafi’nin uzun soluklu üretimini bir araya getiren bu sergi, çağdaş sanatın güncel tartışmalarına odaklanıyor.
Serginin dikkat çekici yönlerinden biri, yalnızca eserlerin etkileyici gücü değil, aynı zamanda düşünülmüş bir küratoryal çerçeveye sahip olması. Küratör Shiva Zahed, mekânın yalnızca eserleri barındıran bir alan değil, onların iç mantığının uzantısı olarak işlev görmesini amaçladığını belirtiyor. Rafi’nin resimlerinin izleyiciyi yavaşlatma ve anında kavranabilirlik beklentisine meydan okuma özelliği, serginin merkezinde yer alıyor.
Zahed, sanatçının pratiğinin görünürlük ile engellenme arasındaki gerilimi yansıttığını ifade ediyor. Eserlerin yerleştirilmesi, izleyiciyi farklı görme biçimleri arasında kademeli bir yolculuğa çıkaracak şekilde tasarlanmış. Bu yaklaşım, anlamın dikkat ve zaman aracılığıyla açığa çıktığı bir dizi karşılaşma yaratmayı hedefliyor. Eserlerle mekân arasındaki diyalog, izleyiciyi daha dikkatli bakmaya ve her şeyin kendisini aynı anda açığa vurmayabileceğini kabul etmeye davet ediyor.
Shiva Zahed, bu sergiyi çağın hızına direnen bir çalışma olarak tanımlıyor. Günümüzde imgelerin anında erişilebilir ve tüketilebilir olması beklenirken, Rafi’nin eserleri bunun tam tersine hareket ediyor. İzleyicilere, belirsizlikle birlikte kalmaya ve anlamı anında teslim edilen bir sonuç olarak değil, zaman içinde gelişen bir süreç olarak deneyimlemeye davet ediliyor. Bu bağlamda serginin temel gücünün, daha yavaş ve düşünsel bir ilişki kurabilmek için alan açmasında yattığını vurguluyor.
Ahmad Rafi, sergisinin görme eylemine yönelik sanatsal araştırmasını, 1999 yılında başlattığı ‘Canvas Cycle’ serisi üzerinden tanımlıyor. Bu seri, görme eyleminin kendisini ele alarak, görünmeyenin görünür kılınmasını amaçlıyor. Rafi, resim yapma sürecinde kendisini görünmez bir özne olarak konumlandırarak, görsel deneyimin derinliğini sorguluyor. Eserlerinin, izleyiciyi dışlamadığını ancak bütünüyle açığa çıkmaya da direnerek, daha dikkatli bir görme pratiğine yönlendirdiğini belirtiyor.
Bu serginin günümüzde sunulmasının özel bir anlam taşıdığını ifade eden Zahed, çatışmalar ve belirsizliklerle dolu bir dönemde, görünürlük ve algı üzerine düşünen bir serginin önemini vurguluyor. Rafi’nin işlerini İstanbul’a taşımak, galerinin misyonunu yansıtarak İran çağdaş sanatına anlamlı bir görünürlük alanı açmayı hedefliyor.
Gelecek planları hakkında bilgi veren Zahed, galerinin entelektüel derinliği yüksek ve iddialı çağdaş sanat üretimlerini sunmaya devam edeceğini, özellikle uluslararası görünürlüğü hak etmeyen İranlı sanatçılara yönelik kararlılığının süreceğini belirtiyor. İstanbul’un, sanatçılar arasında anlamlı diyaloglar kurmak için benzersiz bir konuma sahip olduğunu vurguluyor.




