Kütahya’da ressam Ahmet Yakupoğlu’nun müze olarak kullanılan evinde düzenlenen Ahilik Gecesi’nde, geleneğin değerleri ve tarihi ele alındı.
Kütahya’da, merhum ressam Ahmet Yakupoğlu’nun müze olarak kullanılan evinde düzenlenen Ahilik Gecesi, kültürel ve sanatsal etkinliklerle gerçekleştirildi. Programda Ahilik geleneğinin tarihsel gelişimi, toplumsal yaşama etkileri ve temel ilkeleri ele alınırken, katılımcılar ney dinletisiyle buluştu.
Etkinliğe Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Kütahya Ticaret İl Müdürü İsmail Hakkı Uygun, esnaf odalarının başkanları ve davetliler katıldı. Konuşmalarda Ahilik kültürünün Kütahya açısından taşıdığı önem vurgulanarak, bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği ifade edildi.
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Aday, Ahiliğin kentte yaşamaya devam eden kültürel miraslardan biri olduğunu söyledi. Kütahya’nın tarih boyunca Ahilik geleneğinin önemli merkezleri arasında yer aldığını belirten Aday, bu anlayışın kentte daha canlı biçimde yaşatılması gerektiğini dile getirdi.
Ahiliğin UNESCO Yaşayan Miras Listesi’ne alınmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Aday, bu kapsamda hazırlanan ortak dosyaya dikkat çekti. Önümüzdeki yıllarda Kütahya’da Ahilik ruhuna uygun, daha kapsamlı etkinlikler düzenlenmesinin hedeflendiğini belirten Aday, çalışmaların üniversite yönetiminin desteğiyle devam edeceğini kaydetti.
Fütüvvetnameler Ahilik geleneğinin temel kaynakları arasında
Söyleşinin ana başlıklarından birinin, Ahilik kültürünün kurallarını ve öğütlerini içeren fütüvvetnameler olduğunu belirten Aday, bu eserlerde farklı esnaf gruplarının çalışma hayatında uyması gereken ilkelerin yanı sıra ahlaki ve toplumsal tavsiyelerin de yer aldığını anlattı.
Terzilerden kasaplara kadar çeşitli esnaf gruplarına ilişkin çalışma esaslarının fütüvvetnamelerde ele alındığını ifade eden Aday, söz konusu eserlerin Ahilik anlayışını anlamak bakımından önemli kaynaklar olduğunu söyledi. İlk örneklerin Arapça ve Farsça yazıldığını aktaran Aday, 13. yüzyılda, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan önce Türkçe fütüvvetnamelerin kaleme alınmaya başlandığını belirtti.
Aday, ilk Türkçe fütüvvetnamelerde Ahiliğin temel amacının insanın hem dünya hem de ahiret mutluluğuna ulaşmasını sağlamak şeklinde tanımlandığını söyledi. Ahilik anlayışının yalnızca ticari faaliyetlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Aday, bu geleneğin aile ve toplum düzenine ilişkin kapsamlı bir yaklaşım ortaya koyduğunu ifade etti.
Türkçe fütüvvetnamelerin ortaya çıkış sürecine de değinen Aday, Arapça ve Farsça çok sayıda eser bulunmasına rağmen bu metinlerin gelenek ve uygulamalar bakımından bazı eksiklikler taşıdığı yönündeki değerlendirmelerin, Türkçe eserlerin hazırlanmasında etkili olduğunu aktardı.
“Çarşıda pazarda kullanılan dil bir medeniyet dilidir”
DPÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Ahiliğin yalnızca esnaf teşkilatlanması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Ahilik kültürünün dil, ticaret, hukuk ve toplumsal ilişkiler üzerinde etkili olduğunu söyleyen Kızıltoprak, çarşı ve pazarlarda kullanılan dilin zamanla ekonomik ve hukuki ilişkileri de biçimlendirdiğini dile getirdi.
Çarşı ve pazarlarda kullanılan dilin ticaretin ve ekonominin yanı sıra hukukun da dili haline geldiğini belirten Kızıltoprak, günümüzdeki anlaşmazlıkların önemli bir bölümünün alacak ve verecek meselelerinden kaynaklandığını ifade etti. Bu nedenle ticari hayatta kullanılan ifadelerin aynı zamanda bir iletişim ve hukuk dili niteliği taşıdığını söyledi.
Ahilik teşkilatının Türk kültürüne ve medeniyetine önemli katkılar sunduğunu kaydeden Kızıltoprak, bu anlayışta ticaretin yanı sıra ahlaki değerler, dayanışma ve toplumsal sorumluluğun da merkezi bir yere sahip olduğunu belirtti.
Ahilik geleneğinin temel değerlerini anlatan Kızıltoprak, Ahi Evran’ın öğretilerinde yardımseverlik ve paylaşmanın önemli yer tuttuğunu söyledi. Ahilerin ellerinin, kapılarının, sofralarının ve gönüllerinin açık olduğunu belirten Kızıltoprak, iyilik ve paylaşmaya açık olan bu anlayışın kötülüklere karşı ise kapalı durduğunu ifade etti.
Vatan sevgisi, çalışma, üretim ve dayanışmanın da Ahilik anlayışının temel unsurları arasında bulunduğunu belirten Kızıltoprak, kişinin kendi alın teriyle geçimini sağlamasının ve sürekli çalışmasının önemine dikkat çekti. Çalışmanın yanı sıra elde edilen kazancın helal olması gerektiğini vurgulayan Kızıltoprak, bu yaklaşımın Ahilik düşüncesindeki yerini anlattı.
Kızıltoprak ayrıca, müşteriye ve komşuya verilen değerin Ahilik geleneğinde özel bir anlam taşıdığını belirterek, “Müşteri velinimettir, komşu kardeştir” anlayışının esnaf ve toplum ilişkilerinin temelini oluşturduğunu söyledi.
Ahilik Gecesi, konuşmaların ardından düzenlenen neyzen konseriyle devam etti. Ahmet Yakupoğlu’nun sanat yaşamına ev sahipliği yapan tarihi mekândaki etkinlik, kültürel anlatımların yanı sıra müzik dinletisiyle tamamlandı.




