Ülkede adalet arayışı ve korku temaları üzerine düşünceler. Gazetecilik ve insan hakları ihlalleri gündemde.
Günümüzde dünya ve ruhlarımız üzerinde ciddi bir baskı var. Dışarıdan gelen komplolar ve bitmek bilmeyen senaryolar arasında ahlaki çöküşler yaşanıyor. Bu ortamda, gazetecilik gibi temel bir mesleğin bile ne denli zor hale geldiğini görmekteyiz.
Örneğin, üç gün önce İsmail Arı, 75 gün süren tutukluluğunun ardından serbest bırakıldı. Bu süre zarfında yaşadığı kötü muameleler ve haksız yere hapsedilmesi, sadece gazetecilik yaptığı için başına gelenler. Arı’nın duruşmasında beraat etmesi, bizleri sevindirse de, bu durumun kendisi düşündürücü. Neden bu kadar uzun süre tutuklu kaldı? Bu sorular yanıt bekliyor.
Bir diğer gazeteci Merdan Yanardağ ise hâlâ hapiste. Tele1’in genel yayın yönetmeni olarak, 2025 yılından beri Silivri’de tutuluyor. Hangi suçlamalarla, hangi gizli servislerin hedefi olduğu ise belirsiz. Bu durum, adaletin ne denli sorgulanabilir olduğunu gözler önüne seriyor.
Devlet yetkilileri, bir yanda Öcalan hakkında olumlu ifadeler kullanırken, diğer yanda Selahattin Demirtaş gibi bir siyasetçinin neden 9 yıldır hapis yattığını anlamak güç. AİHM kararları ve siyasi söylemler arasında çelişkiler var. Bu durum, ülkemizin hukuk sisteminin ne kadar karmaşık hale geldiğini gösteriyor.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, kayyum atanan partisi için ahlaki bir arınma çağrısı yaparken, bu soruların gündeme gelmemesi oldukça ironik. Ülkedeki adalet arayışının ne denli zor olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Nâzım Hikmet’in Anısına
3 Haziran, ünlü şair Nâzım Hikmet’in ölüm yıldönümü. Bizler, onu doğduğu gün anmayı tercih ediyoruz çünkü onun düşünceleri ve eserleri yaşamaya devam ediyor. Türkçemiz var oldukça, Nâzım Hikmet de var olacak.
Bu hafta, Nâzım Hikmet’in kaleme aldığı Korku şiirini paylaşmak istiyorum. Şiir, 1949’da Bursa Cezaevi’nde yazıldı ve dönemin baskılarına karşı bir direniş niteliği taşıyor. Şiir, insanları korku içinde tutan güçlere karşı bir başkaldırı olarak değerlendirilebilir.
Şiirden bazı satırlar:
“Bize türkülerimizi söyletmiyorlar Robeson,
kartal kanatlı kanaryam,
inci dişli zenci kardeşim,
türkülerimizi söyletmiyorlar bize.”
Bu dizeler, bugün bile geçerliliğini koruyor. Korku, birçok insanın yaşamını etkiliyor; ancak asıl korkanlar, çoğunlukta olan bizler değiliz. Ben, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu gibi liderlerin cesaretine güveniyorum. Onların ilerledikleri yoldan geri dönmeyeceklerini biliyorum.
Sevgili okurlar, bu yazıyı okuduğunuzda ben Bodrum’da olacağım. Yeni kitabım “80 Yaşım Merhaba” çıktı. Kitabımla ilgili ilk sohbet ve imza etkinliğim 10 Haziran Çarşamba günü Bodrum’daki Inspera Kültür Merkezi’nde saat 18.30’da gerçekleşecek. Yolu düşenleri beklerim.




