2024’te Oxford Sözlüğü’nde ‘beyin çürümesi’ kelimesi yılın kelimesi seçildi. Kısa videoların etkileri üzerine yapılan araştırmalar dikkat çekiyor.
2024 yılında Oxford Sözlüğü tarafından yılın kelimesi olarak seçilen “beyin çürümesi”, sosyal medya üzerinden düşük kaliteli içeriklerin aşırı tüketimini tanımlıyor. Bu durum, Amerika’nın her yerinde, alışveriş merkezlerinden bekleme odalarına, toplantılardan havaalanlarına kadar her yerde gözlemleniyor. Akıllı telefonlarımızda kaydırma yapmanın artık ulusal bir salgın haline geldiği söylenebilir.
Amerikan Psikolojik Derneği, kısa videoların zihinsel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koyan bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı. “Kısa Video Kullanımının Bilişsel ve Zihinsel Sağlıkla İlişkilerini İnceleyen Sistematik Bir İnceleme ve Meta-Analiz” başlıklı çalışma, 71 farklı araştırmadan elde edilen 98,299 katılımcının verilerini analiz etti. Araştırma, Instagram Reels, YouTube Shorts ve TikTok gibi algoritma destekli platformları inceledi.
“Kaydırma alışkanlığı nesiller boyunca yerleşti ve bunun sonucunda hiç de iyi bir durumda değiliz.” — Peter Smith, The Retail Smiths
Çalışmanın bulguları, bir kişinin izlediği kısa video miktarı arttıkça bilişsel performansının kötüleştiğini, uzun içerikleri, örneğin uzun e-postaları, raporları ve kitapları anlama yetisinin azaldığını gösteriyor. Gençlerin telefonlarına bağımlılığı, günde yaklaşık 6.5 saat olarak ölçülüyor. Ancak, bu durum yalnızca gençlerle sınırlı değil; tüm nesillerin dijital alışkanlıklarının bilişsel performanslarını olumsuz etkilediği gözlemleniyor.
Peki, bu durum iş dünyası için ne anlama geliyor? Kısa dikkat süreleri, insan yönetimi, pazarlama stratejileri, toplantılar ve ticaret fuarları gibi alanlarda nasıl bir etki yaratıyor? Henüz kesin bir yanıt yok. Teknolojide, ulaşımda ve eğitimde önemli gelişmeler yaşanmasına rağmen, bu gelişmelerin beynimizin işleyişini köklü bir şekilde değiştirmesi nadir görülüyor. Yeni ve heyecan verici bir şeye dikkat kesilmemiz, beynimizi kalıcı olarak etkilemiyor; bu nedenle, beyin çürümesi haberleri küçük bir gerileme değil.
Kısa videoların uzun vadeli etkileriyle başa çıkarken, iş dünyasında daha kısa dikkat sürelerinin etkilerini azaltmaya yardımcı olabilecek birkaç öneri sunabilirim. Ticaret fuarlarına katılan markalar için, müşterilerle ne kadar zamana ihtiyaç duyduğunuzu düşünmek önemli. Dikkat süremiz her zamankinden kısaysa, 60 veya 90 dakikalık randevulara gerçekten ihtiyaç var mı? Kısa ve etkili bir şekilde iş görüşmelerini gerçekleştirmek mümkün mü? Eğer ticaret fuarları hala iş yazmanın ana yeri ise, bu konuda daha fazla düşünmek gerekebilir.
Pazarlama alanında, dikkat sürelerinin kısaldığı gerçeğini göz önünde bulundurmak önemlidir. Daha kısa videolar, düzenlenmiş metinler ve sık tekrar edilen kısa sloganlar etkili olabilir. Pazarlamanızın tüketimi için gereken süre arttıkça, kopukluk da artar. Psikolojideki “sadece maruz kalma etkisi” kavramını düşünün: Basit tutun ve sıkça gösterin.
Toplantılar ise mümkün olduğunca kısa ve öz olmalıdır. Çalışanların telefonlarını kapatmasını sağlayın, ancak onların bir mesaj, beğeni veya kedi videosu için özlem duyduğunu unutmayın. Eski komedyen George Burns’in dediği gibi, “İyi bir vaazın sırrı, iyi bir başlangıç ve iyi bir bitişe sahip olmaktır ve bunların birbirine mümkün olduğunca yakın olmasıdır.” Müşterileri bekletmek, kötü bir iş pratiğidir. Zamanlarına saygı gösterin ve verimli olun.
Tedarikçiler açısından, dört ila altı hafta gibi standart süreleri aşmanın yollarını düşünün. Hızlı teslimat ve stok yönetimi üzerine düşünmek, müşterilerin bekleme süresini kısaltabilir. Kısa videoların tüketimi sırasında kaç tane izleneceğini düşünün; bu, beyin çürümesi anlamına geliyor.
Personel yönetiminde ise, genel ifadelerden kaçının. Beklentilerinizi net bir şekilde ifade edin ve neyin ne zaman yapılması gerektiğini belirtin. Daha az her zaman daha fazlasıdır. İyi perakendecilikler dilerim!




