Beyazıt Öztürk’ün ‘Şeyler’ sergisi, İstanbul Havalimanı’nda geride kalan eşyaları sanatsal bir bakış açısıyla ele alıyor.
İGA İstanbul Havalimanı’nda açılan “Şeyler” sergisi, yolculuk esnasında geride bırakılan eşyaları merkeze alarak Beyazıt Öztürk’ün heykel sanatını kamusal bir alanda sergiliyor. Havalimanları genellikle sadece geçiş noktaları olarak algılansa da, burada aceleyle unutulan nesnelerin ve tamamlanmamış hareketlerin biriktiği bir alan söz konusu. Öztürk’ün bu sergisi, bu akışın dışında kalan unsurlara odaklanarak, günlük yaşamda göz ardı edilen eşyaların yeni anlamlar kazanmasını sağlıyor.
Serginin en dikkat çekici parçası olan “Şey” heykeli, havalimanının tanıdık bir unsuru olan bagaj konveyöründen ilham alıyor. Bu heykel, yolculuğun sürekliliğini kesintisiz bir çizgi olarak yansıtarak, geçip gidenlerin izini sürmek yerine geride kalanların hafızasına ışık tutuyor. Böylece, havalimanı yalnızca bir geçiş alanı olmaktan çıkıp, sanatsal bir düşünce alanına dönüşüyor.
Beyazıt Öztürk, yıllar boyunca televizyon ekranlarında izleyiciyle buluşmuş bir sanatçı olarak, bu projede uzun süredir sürdürdüğü plastik sanat üretimini kamusal bir alana taşıyor. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olan sanatçı, heykel ve seramik alanındaki çalışmalarını bu kez binlerce insanın yollarının kesiştiği bir mekânda sergileyerek daha geniş bir izleyici kitlesiyle buluşturuyor.
“Şeyler” sergisi, sanatçının gündelik yaşamdan beslenen yaklaşımını somut nesneler üzerinden ele alırken, daha önce arka planda kalan üretim pratiğini geniş bir kitleyle buluşturuyor. Serginin merkezindeki “Şey” heykeli, havalimanının en tanıdık unsurlarından biri olan bagaj konveyöründen hareketle şekilleniyor. Mekân içinde kesintisiz bir çizgi gibi ilerleyen form, terminaldeki yürüyüş rotalarını tek bir akışta bir araya getiriyor.
Bu yapı, sürekli hareketin hâkim olduğu bir ortamda takılı kalanlara ve geride bırakılanlara odaklanıyor. Konveyör bantlarından geçenlerin yerine orada kalanları merkeze alan yaklaşım, unutulan eşyaları işlevlerinden ayırarak yeni bir bağlamda ele alıyor. Böylece havalimanı, yalnızca bir geçiş alanı olmaktan çıkarak gündelik nesnelerin taşıdığı hafızaya işaret eden bir sergi zeminine dönüşüyor.
Sonuç olarak; “Şeyler” sergisi, havalimanında geride kalan nesneleri bireysel hafızanın izleri üzerinden ele alıyor. Yolculuk sırasında kopan süreklilik, burada zamana dair bir iz bırakma biçimi olarak yeniden düşünülüyor. Terminalde unutulan eşyalar, geçmiş bir hareketin kalıntısı olarak vücut buluyor.
*Bu içerik İGA ART iş birliği ile hazırlanmıştır.




